FAYDALI ÖVGÜ
FAYDALI ÖVGÜ

Övgü Zararlıdır Ama Zararsız Olanı Da Vardır.Övgü zararlıydı çünkü anne babalar çoğunlukla çocuk üzerindeki emellerini gerçekleştirmek için övgü veriyorlardı.”Yavrum bugün ne kadar usluydun, aferin sana derkenki amaçları, kendi memnuniyetlerini dile getirmekten çok �çocuğum bak sen hep böyle uslu durursan ben hep seni överim� mesajını iletmek olabiliyordu. Kafalarındaki gizli gündeme göre kendi planlarını gerçekleştirmek için övgü veriyorlardı.
Ya da çocuğun resmi güzel olmadığı halde aaa çok güzel olmuş deyip samimiyetsizlik gösterebiliyorlardı. Çocuktan da �hiç de değil, beni kandırmak için çok güzel� dedin gibi bir cevap alabiliyorlardı.Çocuk üzerindeki planlarımızı gerçekleştirmek için çocuğa övgü vermek, çocuğun niyetimizi anlamasına bizi sahtekar olarak görmesine sebep oluyordu. Ve çocukta görmek istemediğimiz başkalarına bağımlı olma, kıskançlık gibi bazı davranışların onda yerleşmesini kolaylaştırıyordu. Çocuklar bizi yargılayan ve değerlendiren bir kişi olarak tanıyor, bizimle kuracağı açık ve dürüst iletişim engellenmiş oluyordu.Kısaca, gizli gündem içeren, planlanarak yapılan ya da samimi olmayan övgüler hem kısa vadede özelikle de uzun vadede tehlikeliydi. Çok tehlikeliydi�.
Ama bir de hiçbir gizli gündem, plan, amaç, samimiyetsizlik içermeyen övgüler vardı. Bir anda ağzınızdan dökülüveren, söylemeden edemeyeceğiniz samimi övgüleriniz vardı. Yani övgüyü planlı olarak yapmıyorsanız samimiyseniz çekinmeyiniz efendim:
�Çocuklarınızın ara sıra gerçekten içinizi ısıtan, sizi çok mutlu eden bir davranışıyla ya da bir sözüyle karşılaştığınız zaman, onları yargılamadan ve değiştirmeye çalışmadan sadece o anki duygularınızı açık yüreklilikle söylemenizin onların çok hoşuna gideceğini unutmayın. Çocuğunuzu denetleme niyetiniz olmadığı o zamanlarda, söyleyeceklerinizin onları gerçekten etkileyeceğini göreceksiniz. Bu tür iletiler önceden planlanamaz, doğal olarak dudaklarınızdan dökülüverir. Bunları söylerken kusursuz bir ben iletisi kurmasanız da olur.�
�O elbisenin içinde sanki ışık saçıyorsun�
�Yaptığın resme bakmaya bayılıyorum�
�Ara sıra yaptığın incelikler beni çok sevindiriyor�
�Ben alışverişteyken bulaşıkları yıkamışsın, çok düşüncelisin.�
�Saçlarının bu kesimi sana çok yakışmış.�
BEN DİLİ
BEN DİLİ

Çocuğu Övmek Yerine:Olumlu Ben İletisiBundan önceki yazılarda çocukları övmenin muhtemel olumsuz sonuçları üzerinde durmuştuk. (Aslında çocukları değil büyükleri övünce de aynı olumsuz sonuçlar yaşanabilir)O yazıları okuduktan sonra �pekiyi övmeden çocuğun yaptıklarını nasıl takdir edeceğiz� gibi bir soru gelmiştir çoğunuzun aklına.
Çocuklarımızı elbette takdir edeceğiz, etmeliyiz de zaten. Yüreklendirmeli cesaretlendirmeliyiz. Ama övgü kullanmadan. İşte övgü yerine kullanılabilecek ve olumsuz duygulara meydan vermeyecek başka seçenekler:
Olumlu Ben İletisi: (Ben iletisi= Öznesi ben olan, benim olumlu duygularımı ifade eden cümle)
Olumlu ben iletisi karşıdaki kişiye, davranışının sizde neden olduğu duyguyu açık ve net bir biçimde iletmektir.
��..ınca kendimi iyi hissediyorum�
��..ınca çok şaşırdım�
��..ınca çok rahatladım�
��..ınca çok hoşuma gitti�
��..ınca heyecanlandım�
Övgünün ise, karşınızdaki kişinin görünümü, söylediği ve yaptığıyla ilgili bir tümce olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Kulağa sen iletisi gibi gelir ve ardında yargılama ya da değerlendirme bulunur.
Çok düzenlisin
Konuşman harikaydı
Çok iyi iş yaptın
(Bu cümlelerde sen hitabı vardır, kendi duygularımızı iletme yoktur. Bu gibi sen iletileri övgüye girer, önceki yazılarda ele alınan olumsuz sonuçları vardır)
Ben iletiler ise kendinizle ilgili bilgiler iletir, karşıdakini değerlendirmez.
Örnekler:
1- Olay: Oniki yaşındaki çocuğunuz siz söylemeden doğum günü partisinin ardından evi temizledi.
�Partiden sonra evi temizlemen çok düşünceli bir davranış, aferin sana� (övgü= zararlı sen iletisi)
�Her yeri temizlediğini görünce çok rahatladım çünkü çok yorgundum ve o karışıklığı nasıl toparlayacağımı kara kara düşünüyordum.� (olumlu ben iletisi)
2- �Aferin sana. Kahvaltıdan sonra kirli tabaklarını bulaşık makinesine koymayı unutmadın.� (övgü= zararlı sen iletisi)
� Kahvaltıdan sonra kirli tabaklarını bulaşık makinesine koymak zorunda kalmayınca başka işlere zamanım arttı. (olumlu ben iletisi)
“Olumlu ben iletileri inanılır olmalıdır. Bu nedenler o andaki gerçek duygularınızı dürüstçe iletmelisiniz. Doğal gerçek ve gizli gündemsiz hazırlanan Ben iletileri amaca uygun iletilerdir. Doğal derken önceden tasarlanmamış hemen o anki duyguları iletmekten söz ediyorum. Gizli gündemsiz derken de, çocuğun davranışını değiştirmesini söylemek gibi bir amaç taşımaması gerektiğini söylüyorum.”
Gizli gündemli bazı iletiler:
Ev işlerini düzenli yaptığını görmek beni çok mutlu ediyor. Olumlu bir ben iletisi olsa da çocuğun hep ev işlerini düzenli yapmasını istemek gibi bir gizli gündemi yansıtan bir cümle. Bu nedenle olumlu etkisini yitiriyor, çünkü çocuklar gizli gündemleri anlama konusunda çok yetenekliler. Samimi olmadığınızı anlarlar.
İşte bunlar seninle gerçekten gurur duymamı sağlayacak gerçek notlar. gizli gündem: notların yüksek olsun hep
Bugün saçının biçimini her zaman taradığından daha çok beğendim. gizli gündem: saçını hep böyle tara
Kitapta olumlu ben iletileri kullanmak için ana babaların olumlu ben iletisi alıştırması yapmasının iyi olacağı yazıyor. Bir kağıdın sol tarafına yukarıdan aşağıya çocuğunuza yaptığınız övgüler yazın. Sonra her birisinin karşısına olumlu ben iletisine çevirdiğiniz halini yazın..
Övgü= Zararlı Sen İletisi
Duyguları Açıklama: Olumlu Ben İletisi
1- Bu akşam bana çok yardım ettin, çok düşüncelisin.
1- Bu akşamki yardımın benim için çok değerliydi, çünkü çok yorulmuştum
2- Aferin çalışınca yapıyorsun bak, notların son zamanlarda çok yükseldi.
2- Çalışmalarının güzel sonuçlarını görmene çok sevindim.
3- Bugün misafirler varken hiç yaramazlık yapmadın, beni hiç üzmedin, aferin.
3- Bugün misafirlerimle rahatça ilgilenince çok mutlu oldum.
Günlük hayatınızdan kesitleri düşünerek bu listeyi uzatabilirsiniz. Karşılarına ben iletilerini de koyarak tabi.
Ben iletileri gönderme, sadece övgü yerine seçenek olarak değil çocukların istenmeyen davranışlarını değiştirmek için de etkili olarak kullanılan bir method. Bu kullanımı da ileride gelecek.
Övgü yerine kullanılabilecek bir diğer seçenek de etkin dinleme, bir sonraki yazıda.
ÇOCUK EĞİTİMİNDE ALTIN KURALLAR
ÇOCUK EĞİTİMİNDE ALTIN KURALLAR

Sevmek, hem seveni hem de sevileni iyileştirir.Çocuğun potansiyelini annesinin ufku belirler.Ödevini velisi yapan çocuk başarısız olur. Yol gösterilmeli, eşlik edilmeli ama ödevi veli yapmamalı.Sizin ne yaptığınız değil, çocuğunuzun nasıl algıladığı önemlidir.Şiddet, iletişimde beceriksizliktir. Sağlıklı iletişimi başaran aileler şiddete gereksinim duymazlar.
Çocuk her isteği yapıldığında değil, hataları ve beceriksizlikleri karşısındaki tavrımızdan sevildiğini anlar.
Hata yaptığında şahsını incitmeden hatasını düzeltmeye çalıştığımızda çocuk sevildiğini anlar.
Sevmek ve sevdiğini göstermek ayrı şeydir. Sevmek yetmez, sevgiyi göstermeyi öğrenmek gerekir.
Çocuğu yıpratacak şekilde davranırsanız, çocuk da aynı şekilde davranmayı öğrenir.
Hiçbir çocuk doğuştan saygılı veya saygısız değildir. Saygıyı ve saygısızlığı bizden öğrenirler.
Evde çocuğunuzun kusur avcısı olursanız, çocuğunuzun kusurları artar.
Çocuğunuzu olmasını istediğiniz gibi değil olduğu gibi kabul ederseniz, olabileceğinin en iyisi olur.
Hiç kimse emir almaktan hoşlanmaz.
Ana babalar kardeş kavgalarında haklı olanı aramak yerine, çözüm aramalı, çocuklara da çözüm aramayı öğretmelidir.
Güç kullanmak denetleneni köleleştirdiği gibi, denetleyeni de etkisizleştiriyor.
Güç kullanmak güveni, dostluğu, yakınlığı ve sevgiyi yok ediyor.
Güç kullanmak denetleyenin ve denetlenenin sağlığını ve mutluluğunu tehdit ediyor.
Güç kullanmak çocukta yenilikçiliği ve üreticiliği bastırır.
Ceza saldırganlığı arttırır.
Gülümseyen insan, �Sen değerlisin.�der.
Mükemmeliyetçi anne babalar, çocuğun normal gelişimini aksatırlar.
Çocuğu sevmek, onun için neyin gerekli ve önemli olduğunu bilmekle başlar.
Çocuğumuza sevgiyle her dokunduğumuzda, beyninde binlerce nöron uyarılır.
insanlara ve öncelikle çocuklara yapılabilecek en büyük iyilik, onlara akıllarını kullanmayı öğretmektir.
Alınan bir kararda payı olmayan kişinin, o kararı uygulamak için motivasyonu düşüktür.
Güç kullanmak hem denetleyen hem de denetlenenin sağlığını ve mutluluğunu tehdit eder.
Çocuklara güvenmeden, onlara güvenip güvenemeyeceğinizi hiç bir zaman bilemezsiniz.
Çocuklarınıza davranışlarının size neden sorun yarattığını söyleyin, ama sorunu çözmek için ne yapması gerektiğini değil.
Ad takılan ve kötülükle etiketlenen çocuk kendini suçlu hisseder.
Çocuklar verilen emri yapmayınca tehdit edilirlerse, davranışlarını değiştirmeye karşı direnirler.
öğüt veren sürekli ahlak dersi sunan anne babalar çocuklarının canını sıkar.
Konuştuğunuz konu ne olursa olsun, siz ne kadar çok dinlerseniz, çocuğunuz da size o kadar çok şey anlatır.
Çocuğunuzun mükemmel bir anne-babaya değil, onu seven, koruyan ve kabul eden bir anne ile babaya ihtiyacı vardır.
Uzun konuşmalar ve nasihatler nadiren akılda yer eder, oysa davranışlarınız etkili, net mesajlar verir.
Çocuğunuz anne babalığınızı ödüllendirmek zorunda değildir. Anne babalığın tatmin duygusu içten kaynaklanır.
Evlilikte “seni seviyorum”dan daha güzel bir söz varsa “sen haklısın”dır.
Bir kardeşteki olumlu özelliklerin diğerlerinde de olması gerekmez.
Sürekli söz dinletmeye çalışmak yerine, size karşı çıkan çocuğunuzun sorgulama ve itiraz etme yanının geliştiğini düşünün. Baskıcı değil ikna edici konuşun.
Çocukla konuşurken kişiliğine saldırmamak sadece sorunu konuşmak çocuk eğitiminde altın kuraldır.
Anne babanın tutumları çocuğun kişilik yapısını belirler.
Sorun olduğunda verdiğiniz tepki karşımızdakini düşündürtüyorsa başardınız demektir.
Çocuk eğitimini olumsuz etkileyen faktörlerden en önemlisi aile içi iletişimsizliktir.
Çocuk beni hiç dinlemiyor diyen ebeveyn önce kendisi çocuğu özveriyle dinlemeli. Ne dediğini anlamalıdır.
Çocuk sevilmediğini düşündüğü zaman dikkat çekmeye çalışır.
Çocukla iletişimde en temel kural kişiliğine saldırmadan, olayı konuşmaktır.
Çok sık ve şiddetli verilen ceza çocuğun içine kapanmasına neden olur.
Çocukta iç denetimin gelişmesi için onu denetlemek yerine davranışlarla etkilemek gerekir.
Ödül, özellikle övgü alışkanlığı çocuğun içsel motivasyonunu zayıflatabilir.
Sürekli engellenmeye gösterilen tepki saldırganlıktır.
Otoriteye itaat, sorumluluk duygusunu ve kendi kendini denetlemeyi yok eder.
Sevgi empati yapabilme duyarlılığı, şefkat de fiile dökmektir.
Çocuk annesinden şefkat göremezse ömür boyu başkalarından sürekli şefkat bekler.
Çocuk annesinden yeterli şefkati görürse başkalarına şefkat göstermeyi öğrenir.
Mutlu çocuk yüksek zekalı olmasa da çok başarılı olabilir, mutsuz çocuk yüksek zekalı olsa da başarısız olabilir.
Korkan ve sürekli eleştirilen çocuk öğrenemez. Kendini kötü hisseder, kendini kötü hissetmeyi öğrenir.
Çocuk karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarını bir kayıp olarak hisseder ve ilişkilerinde hep bu ihtiyaçları karşılamaya çalışır.
Çocuğun karşılanmamış duygusal ihtiyaçları kişiliğinde bir boşluk olarak kalır.
Mutlu ve pozitif ortamda yetişen çocuklar, özgüvenli ve başarılı olurlar.
Anne ya da babanın koyduğu kuralı bir diğeri bozmamalıdır. Kuralı bozmak veya kaldırmak ortak karar olmalıdır.
Bizim çocuk sorunlu, farklı; bütün sorun bu diye düşünen ebeveynlerin sorunları daha da büyür.
Sürekli dayak yiyen çocuklar, özgüvensiz olurlar.
Çocuğun sorumluluk sahibi olması için, eksiklerini kapatmak yerine bazen yaptıklarının sonuçlarıyla başbaşa bırakılması gerekir.
0-6 yaş arası, çocuğa söylenen her söz bir mesaj içerir.
insan doğruları hatalardan öğrenir. Çocuğunuzun küçük hatalar yapmasına izin verin.
Vurgu uğradığı yeri pekiştirir. istemediğiniz davranışlara vurgu yaparsanız pekişmelerine sebep olursunuz.
Çocuk kendisine bakım veren kişiye derin bir bağlanma gösterir.
Anne ve çocuk arasındaki ruhsal bağ, çocuğun beyin ve beden gelişimi için temel gıdadır.
Çocukların ergenlik öncesine kadar sorunlarını ifade etmede kullandıkları dil “davranış dili” dir.
Çocuğun her doğru veya her yanlış davranışı bir işarettir.
Bir olay karşısında anne ve baba farklı mesaj verirse çocuk neyin iyi, neyin kötü olduğunu anlayamaz.
Çocuk sevildiğinden, kendisine değer verildiğinden emin değilse, emin olana dek koyduğunuz kuralları çiğnemeye ve sizinle çatışmaya devam edecektir.
Aynı şekilde davrananlar aynı sonuçlarla karşılaşırlar.
Sebepler değişmeden sonuçlar değişmez.
Sevilmek için kusursuz olmak gerekmez. Her çocuk bunu hissetmelidir.
İyi bir anne çocuğunu beslemekten daha fazla şey yapar. Çocuğa geleceğin merceğinden bakar. Yani küçük çocuğundaki potansiyel yetişkini göz ardı etmeden ona yaklaşır.
İyi bir anne kusursuzluk aramaz, ama yaptığımız hataları da görmemezlikten gelmez.
Sevgi kötülüğün panzehiridir.
Çocukların duyguları en az yetişkinlerin duyguları kadar hassastır.
Sevgi, çocuğun neye ihtiyacı olduğunu düşünme ve onu verme duyarlılığıdır.
Çocuk acı veren duygularını annenin sakinliği ve sevgisiyle değiştirir.
Yaptıklarımızın hesabını yalnızca kendimiz veririz. Çocuklarımıza yaptıklarımızın da…
Dikkat ilginin bir konuya odaklanmasıdır. Algısı iyi çocukların öğrenme süreçleri iyi hale gelir.
Çocukta hafıza gelişimini engelleyen önemli faktörlerden biri dikkat eksikliğidir.
Anneyle etkileşim, çocuğu duygusal anlamda doyuran bir kişinin varlığı demektir.
Çocuklarda hafızayı en fazla geliştiren olgulardan biri anneyle etkileşimdir.
Ebeveynin umutsuz, yorgun ve negatif bir ruh hali taşıması çocuğun da umutsuz ve negatif bir ruh hali edinemsine sebep olabilir.
Hırçın çocukların mutlu olup olmadıkları düşünülmeli, mutsuzluk sebepleri araştırılmalıdır.
Çocukta sinirlenme davranışı, duygusal stresin ve adaletsizliğin çocukta oluşturduğu hoşnutsuzluk ve gerilimin sonucudur.
Her tepki bir sonuçtur.
Beklentiniz çocuğunuzun mükemmel olması ise hep fazlasını ister çocuğu beğenmezsiniz. Böyle davranılan çocuk normal bile olamaz.
Beklentileriniz normal olursa normal davranırsınız, çocuğunuz normal ve belki mükemmel olur.
Doğruları ve güzellikleri fark etmeye çalışırsanız, doğru davranma beceriniz artar.
Yanlışları görmeye çalışırsanız siz de yanlış yaparsınız, yanlış davranırsınız.
Bir annenin dikkati, ne yapsam da çocuğum/eşim evi özleyerek koşa koşa eve gelse sorusunda olmalı.
Çocuğunuzu tenkit etmeye alışırsanız, çocuğunuzun size saygısı ve itimadı azalır.
iyi davranışlar mıktanıs gibidir, insanları birbirine çeker.
Dışarıda zarar görmek evde zarar görmekle başlar.
Çocuklar cezalandıran disiplini kendi yararlarına olarak algılamazlar.
Anne baba olarak ne kadar örnek olursak, o kadar karşılık görürüz.
Çocukta fark edemediğiniz her iyi şey kaybolur, söner.
Çocuğunuzda desteklediğiniz herşey büyümeye doğru adım atar.
Derslerinde başarısız ama hayatta mutlu ve başarılı olan çoktur.
Derslerinde başarılı ama hayatta mutsuz ve başarısız olan az değildir.
Dehanın önündeki en büyük engel müdahaledir.
Sık öfkelenen kişiler beklentisi yüksek olan kişilerdir.
Çocuklar bazen sınırları zorlayarak anne babanın kararlılığını ölçer. Bu durumda, kararlı ve sakin bir şekilde hayır denmeli.
Çocuk yetişkin gibi davranamaz. Çocuktan yetişkin tavrı beklemek öngörüsüzlüktür, hatadır.
Siz bir şeyleri kendinize yük yapmazsanız, hiç birşey size yük olmaz. Yük gibi algılarsanız, yük yapmış olursunuz.
İletişimde dürüst, açık ve net olabilmek gereklidir.
İletişimde en büyük engellerden biri, aceleci davranmaktır. Düşünerek konuşma yetisi kaybolur.
Sabır, doğanın hız ve ritmine uygun davranmaktır.
Bir gün evet dediğine yarın hayır diyen ebeveynlerin çocukları, iyi-kötü doğru-yanlış kavramlarını oturtamaz.
Uygulanmayacak emir verilmemelidir. Uygulanmayacak kural konmamalıdır.
Her evde basit ve anlaşılır kurallar olmalıdır. Hem çocuklar, hem de yetişkinlerin yararına, makul kurallar olmalıdır.
Hiç bir işimiz, annelik ve babalık sorumluluğundan daha önemli olamaz.
Anne çocuğa sınırlar koyarken, çocuğun olduğundan farklı görünmesini sağlamaya çalışmamalıdır.
Çocuk, annesi kendisine hayır derken bile sevildiğini anlamalıdır.
Akıllı bir anne, çocuğunun anlayamadığı yanlarını yadırgamaz. Onun her özelliğini tanımaya çalışır, sever, iyiye yönlendirir.
Çocuk hissederek öğrenir. Olayları ve insanları duygularıyla algılar.
iyi ve güzel şeyler insana annelik kapısından girer.
Ergenin en önemli ihtiyacı kabul görmektir. Kabul gördüğü yere yapışır.
Çocuklarımıza yaklaşım biçimimiz onların da bize nasıl yaklaşacağını ifade eder.
Çocuk dünyaya anne babasının penceresinden bakar.
Başarılı liderler, birlikte çalıştıkları kişilerin görüşleri kendilerininkinden farklı olduğunda onları öğrenmek isterler.
Çocuklar baskıyla denetlenmeye daha bebekken tepki gösterirler.
Annenin görevi, çocuğun eksiklerini sürekli kapatmak değil, ona kendi kendini yönetmesini ve eksiklikleriyle baş etmeyi öğretmektir.
Hiçbir çocuk başka bir çocuğun eşi davranışlarda bulunmaz. Aynı çağlar ve aynı gelişme evresi içinde her çocuğun çizgisi farklı olacaktır.
Ben iletisi (Yararlı): Odanı dağınık görünce çok üzülüyorum.
Sen iletisi (Zararlı): Odanı çok dağıtmışsın, ne kadar dağınıksın. Beni çok üzüyorsun.
iletişimde “sen” iletileri sorunları ARTTIRIR, “ben” iletileri sorunları AZALTIR.
Asıl yatırım, insanları doğru davrandıracak bilgilere yapılan yatırımdır.
Sabrımız bizi pasifleştiren değil, düşündüren ve nasıl davranmam doğru olur kaygısını veren aktif sabır olmalıdır.
Sabır, anne ve babanın ortak tutumu olmalıdır. Birinin sabrettiğine diğeri de sabretmelidir.
Sabırsız annelik babalık olmaz.
Şöyle yapmam gerekirdi, ama ben şu sebepten dolayı gergindim, istemeden şöyle davrandım diyebilmeliyiz.
Kendimizi kaybetme kredimizi çok çok az tutmalıyız. Ancak istemeden yanlış şeyler yapınca da, çocuktan özür dilemeliyiz.
Çocuğun aynı davranışına bir gün öyle bir gün böyle davranmak, tutarsızlıktır. Çocuğun kişilik gelişimine zarar verir.
Çocuğa aşırı tepkiler verdiğimiz olabilir, bu durum annelik konusunda bizi ümitsizliğe düşürmemeli.insan olduğumuzu kabul etmeliyiz.
Dikkatiniz neredeyse enerjiniz oradadır.
Bir çocuk ne kadar çok şey görür ve duyarsa, o kadar çok görmek ve duymak isteyecektir. Bu da onu geliştirir.
Çocuk eğitiminde amaç, çocuğu denetlemeyi değil etkilemeyi öğrenmektir.
Biz çocuklarımızın sahibi değiliz. Böyle zannetmek çocuğu sevmekten çok ona hakim olma isteğimizi arttırır.
Anne kalbi çocuğun okuludur.
Çocuk potansiyelini mükemmel şekilde gerçekleştireceği ortamı her yerde bulur. Yeter ki biz engel olmayalım.
Her çocuk harika ve kendine has bir potansiyelle doğar.
Sevgi, muhatabın ihtiyaçlarını anlamak ve doğru yöntemlerle karşılamaya çalışmaktır.
Annelik ve babalık herşeyden önce annelik ve babalılğı sevmektir.
Çocuk annenin iyi bir anne olup olmadığına bakmaz, kendisine ne yaşattığını hatırlar.
Bir çocuğun ilk temel ihtiyacı, varlığının onaylanmasıdır.
ÇOCUKLAR DUYGULARINIZI BİLSİN
ÇOCUKLAR DUYGULARINIZI BİLSİN

Prof. Dr. Üstün Dökmen; akademik birikimlerinin ve doğal gözlem yeteneğinin ürünü sıra dışı paylaşımlarda bulundu.Konuşmasını eşler arası iletişim, ebeveynler ve çocuklar arasındaki iletişim başlıkları altında yoğunlaştıran Dökmen; baştan sona özgün örneklere dayanan dinamik ve gerçekçi bir anlatımla dinleyenlere zevkli ve bilgi yüklü anlar yaşattı.
�Düşünceleriniz yerine duygularınızı çocuklarınızla paylaşın�
Ebeveynlerin çocuklarıyla olan iletişiminde gösterdikleri tepkilerin genelilkle ne hissettiklerini aktarmanın dışında bir mesaj taşıdığını ifade eden Üstün Dökmen şöyle konuştu:
�Çocuklarınızla olan diyaloglarınızda onlara ne düşündüğünüzü değil ne hissettiğinizi aktarmalısınız.
Çocuk akşam geç kalmış. Merak içindesiniz. Cep telefonundan da ulaşamıyorsunuz. Nasıl olur da geç kaldığını, neden telefonunu açmadığnı söyler sinirli bir şekilde tepki gösterirsiniz. Oysa bu aktardıklarınız sizin duygularınız değil. Siz kaygılanmışsınızdır. Onu merak etimşsinizdir. Bütün bu tepkinin yerine ona onu ne kadar merak ettiğinizi, başına bişiy gelmiş olabileceğine dair üzüldüğünüzü, telefonunun şarjı bittiyse yedek bir batarya taşıması gerektiğini anlatırsanız duygularınızı aktarmış ve beklediğiniz anlayışı görmüş olursunuz.�
Çocuklarımızaemir vererek veya düşüncelerimizi kabul ettirmeye çalışarak onlarla sağlıklı bir iletişim yakalamanın mümkün olmadığını belirten Dökmen, her zaman duyguların ön planda tutulması gerktiğini vurguladı.
Çocuklar olabildiğince yaşayarak öğrenmeliler öte yandan�
Bir çocuğun derslerinde başarılı olması , sosyal yaşamda aktif roller üstlenmesi veya özgüvenini elde etmiş bir birey olarak diğer insanlarla iletişim kurmasının yaşadıklarıyla doğru orantılı olduğunu belirten Dökmen; çocukların bizzat tecrübe ederek hayatı öğrenebileceğini belirtti.
Çocukların yaşayarak öğrenebileceklerinin altını çizen Prof. Dr. Üsütn Dökmen; bu her şeyi, örneğin uyuşturucu kullanmak, yaşamalarına izin verilmesi gerektiği anlamına gelmez. Dökmen�e gore kışın yazlık ayakkabı giyen bir çocuğun, ayaklarının ıslanması tecrübesinin yaşamasına izin verilmesi ve dolayısıyla kişisel gelişimine katkıda bulunulması gerekiyor.
Anne ve baba çocukları ile ilgili konularda abartıdan kaçınmalı
Üstün Dökmen, anne ve babaların çocuklarına yönelik yaklaşımlarında ortaya koydukarı abartı ve aşırı hassasiyetlerin çocuk gelişiminde oldukça olumsuz sonuçlar doğurduğunun altını çizdi. Bu abartının özellikle ebeveynin çocuğu ile ilgili olarak kaygılanması noktasında çok daha belirginleştiğini dile getirdi.
�Çocuğun ıslak ayakla betona basmasının kalp kaslarında bir rahatsızlık meydana getirme ihtimali tıbben mümkün değildir. Ancak böyle bir durumla karşılaştığında ebeveyn, söz konusu bu ihtimalin yüzdesini oldukça yüksek tutar ve çocuğa bu temelde tepkisini gösterir. Bu yanlıştır.� şeklinde konuştu.
�Az yemek insanı hırsız, çok laf arsız eder.�
Üstün Dökmen�e gore çocuğumuza bir şeyi defalarca söylemek sonuç almayı değil sonuç almamayı garanti altına alır. Dökmen�in bu konudaki görüşleri şöyle:
�Çocuğunuza bir şeyi yapması konusunda defalarca uyarılarda bulunmak sizin kredinizi tüketir ve üstelik çocuğun söz konusu tutumu sergilemesi konusunda onu motive etmiş olmazsınız. Aksine motivasyonunu kırmış olursunuz. Bir ata sözümüz vardır. Az yemek insanı hırsız, çok laf arsız eder.Çalış oğlum, çalış kızım, çalış yavrum. Zamanla tepki görmeyen bir etki halini alır bu uyarılar.�
Çocukların anne ve babanın atadığı memurlar olmadığını ifade eden Dökmen, çocuğun kendi içinden gelerek bir şeyi yapması ile dışardan gelen bir istek doğrultusunda harekete geçmesi arasında fark olduğunu dile getirdi. Kendi isteğiyle çalışmaya başlayacakken ona çalış demeniz onu artık memur olarak atadığınız anlamına gelir.
Çocuklarımız yara bandı değildir
Prof. Dr. Üstün Dökmen�e gore ebeveynler; çocuklarının kendilerinin küçük birer modelleri olmadıklarının ve ayrı birer birey olduklarının bilincinde hareket etmelidirler. Hayata çocuğumuz adına kendi gözlüklerimizden bakmamamız gerektiğinin altını çizen Dökmen, onların kendilerini çok daha iyi tanımalarına yardımcı olmalı, onlara bu anlamda fırsat tanımalı ve kendi geleceklerini inşa etmelerine engel olmamalıyız.
Bugün dünyada 1000�in üzerinde mesleğin varolduğundan bahseden Üstün Dökmen, ebeveynlerin bildikleri 20 meslek içerisinden çocuklarına meslek seçtiklerini söyledi. Çocuklarımızın ilgi alanlarını ve yeteneklerini keşfetmekten çok kendi yaralarımızı kapatmanın ve ideallerimizi çocuklarımızda yaşatmanın peşinde koştuğumuzu ifade eden psikiyatr, çozuklarımızın yara bandı olarak kullanmaktan vazgeçmemiz gerektiğine dikkat çekti.
İki kere iki dört etmez
Hayatı ben merkezli düşünme hatasına düşmememiz gerektiğini dile getiren Dökmen, farklı bakış açılarının varlığının kendi modelimizi hiç kimseye dayatmamız gerektirdiğini ifade etti ve şöye devam etti:
�İki kere iki bana gore dört eder am asana gore sıfır eder. Ondalık istemde dört eder belki ama ikilk sistemde sıfır eder. Yani, iki kere ikinin dört etmesi evrensel değildir.�
Ebeveynlerin empati kurma becerilerinin gelişmesi gerektiğinin altını çizen yazar, çocuğu öncelikle dinleyerek onun hayata bakış açısını öğrenmeye çalışmak gerektiğine değindi. Üstün Dökmen; farklı anlayışların, algılamaların ve düşüncelerin varlığını şu ilginç örnekle açıkladı:
�Sokratın idam edilmesine karar verilir. Eşi nasıl böyle bir şey yaparlar. Haksızlık bu. Sokrat eşine döner ve şöyle der: �beni haklı yere öldürseler daha mı iyiydi. Bütün bunları duyan birisi koridorda bağırır: �Vay be! Sokrata bak. Gider ayak eşine bir laf daha giydirdi.�
ETKİN DİNLEME
ETKİN DİNLEME

Çocuğu Övmek Yerine “Etkin Dinleme”"Övgüye başka bir seçenek de çocuğun söylediklerini ve yaşadıklarını empatik anlama ve kabul ileten sözlü tepkidir. Önce kulağınızla dinler, sonra da ağzınızla anladığınızı kanıtlarsınız. ”
Bir annenin övgü isteme etkisinden kurtulamamış çocuğunu etkin dinlemesine bir örnek:
Çocuk: Odamı artık düzenli tutabiliyorum değil mi?
Anne: Galiba öyle olduğunu düşünüyorsun.
Çocuk: Evet eskisinden biraz daha iyi.
Anne: Birkaç fark söyleyebilir misin?
Çocuk: Evet ama hala çöp sepetini boşaltmayı unutuyorum.
Anne: Sepeti boşaltmayı sevmediğin için hatırlamakta zorlanıyorsun.
Çocuk: Öyle oluyor, hatırlamak için bir şeyler yapmalıyım.
Siz de bu diyalogu ilk okuduğunuzda, aaa çocuk annesinden takdir istedi ama annesi takdir etmedi oldu mu şimdi ya, çocukcağız basit bir övgü beklemişti sadece diye düşünmüş olabilirsiniz benim gibi. Ama anne �aa evet yavrum aferin çok güzel düzenli tutuyorsun artık odanı� gibi klasik bir övgü cümlesi söyleseydi ne olurdu bakalım bakalım:
1- Anne babasından övgü isteyen çocuklar, kendi haklarında kendi değerlendirmelerini kendileri yapmayıp anne babadan bekledikleri için hayatları boyunca başkalarının onaylarıyla mutlu oluyorlar. Bu çocukları kendilerini değerlendirmelerini öğretmek gerekir. Yukarıdaki diyalogta anne �Galiba öyle olduğunu düşünüyorsun.� Dedikten sonra çocuk kendisi hakkında kendi değerlendirmesini yaptı. �Evet eskisinden biraz daha iyi.� Dedi. Ama anne hemen çocuğu övmeye geçseydi, çocuk kendisiyle ilgili bir değerlendirme yapmayacaktı. Belki diyalog hemen bitecekti.
2- Anne çocuğa değerlendirme hakkı verdi ve ikinci cümlesiyle de bunu sürdürdü. �Eskisinden biraz daha iyi� diyen çocuğa �evet yavrum eskisine göre çok iyi� demedi. �Birkaç fark söyleyebilir misin?�dedi. Çocuğu değerlendirme odağı olarak tuttu. Bunun ne yararı oldu? Çocuk çöp sepetini boşaltma sorununu dile getirdi. Çünkü durumu kendisi değerlendiriyordu.
�Çocukların değerlendirme odağı olarak tutulmasının iki önemli yararı vardır: 1- Çocuğun kendi sorununa çözüm bulmasına kapı açılır. 2- Anababa çocuğun sorumluluk duygusunun gelişmesine olanak verir.�
Anne fark sormak yerine eve eskisine göre iyi deseydi, muhtemelen diyalog yine burada bitecekti.
3- �Sepeti boşaltmayı sevmediğin için hatırlamakta zorlanıyorsun.� diyerek anne çocuğun duygularını dile getirdi. �Evet çöp sepetini unutuyorsun maalesef� deseydi kendi duygularını dile getirmiş olacaktı. En başta �Galiba öyle olduğunu düşünüyorsun.� diyerek de çocuğun duygularını dile getirmişti. Aferin oğlum odanı artık çok düzenli tutuyorsun deseydi, çocuğun duygularını değil kendi memnuniyet duygusunu dile getirmiş olacaktı.
Anne kendi duygularını dile getirmek yerine çocuğun duygularını anlamayı seçti. Oğlunun ne düşündüğünü öğrendi. (Çocuklarımızın ne düşündüğünü öğrenmek büyük başarıdır) Başta övgü verseydi, konuşma bitecek çocuğun ne düşündüğünü öğrenmeyecekti.
4- Değerlendirme odağı olan çocuk, annesinin �Sepeti boşaltmayı sevmediğin için hatırlamakta zorlanıyorsun� şeklindeki yol göstermesiyle hatırlama sorunu olduğunu anladı ve hatırlamak için bir şeyler yapmalıyım diyerek kendi sorununa çözüm üretti.
Kısaca özetlersek anne başta övgü verseydi diyalog en başta bitecek ve,
1- Çocuk kendini değerlendirmiş olmayacaktı, annesinin değerlendirmesini önemseyen hali devam ederdi.
2- Çocuk değerlendirme yapmadığı için, çöp sepetini boşaltma sorununu dile getirmeyecekti.
3- Anne sürekli kendi duygularını dile getirseydi, çocuğun duygularını dile getirmemiş olacak ve ne düşündüğünü öğrenemeyecekti.
4- Çocuk çöpü boşaltma sorununa çözüm aramayacaktı. Övgü aldım ya bu bana yeter diyecekti.
Çocuklarımızın övgü isteyen hallerine böyle etkin dinleme ile cevap vermenin, hem çocuk hem de yetişkin açısından çok daha güzel sonuçlar getirdiği yukarıdaki diyalogtan rahatlıkla anlaşılıyor. Etkin dinleme ile ilgili başka kaynaklara bakarak da bilgi edinebilirsiniz.Hani hep denir ya çocuğunuzu dinleyin dinlemek çok önemli diye. İşte çocuğu dinleyip, çocuğu dinlediğimizi çocuğa göstermenin bir yolu etkin dinleme. Etkin dinleme, tıpkı olumlu ben iletisi gibi sadece övgü yerine değil, çocukların istenmeyen davranışlarının değiştirilmesinde de kullanılan bir yöntem. Bu kullanımı da ileride gelecek.
