Kategoriler
Sponsor Bağlantılar
Eylül 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Şub    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  
Arşivler
Etiketler

Arşiv ‘Kültür-Sanat’

 Sayfa 1 - 5  1  2  3  4  5 »

PostHeaderIcon TELEVİZYON PROGRAMLARININ TOPLUMSAL KÜLTÜRE ETKİLERİ

TELEVİZYON PROGRAMLARININ TOPLUMSAL KÜLTÜRE ETKİLERİ

TELEVİZYON PROGRAMLARININ TOPLUMSAL KÜLTÜRE ETKİLERİ

Bu çalışmanın amacı televizyonlarda yayınlanan yarışma, magazin ve
eğlence türü programların toplumsal kültür üzerine etkilerini
araştırmaktır. Son yıllarda ülkemizde yaygınlaşan ve pek çok
televizyon kanalında farklı isimlerde ve biçimlerde yayınlanan
bu tür magazin içerikli yarışma ve
eğlence programlarının tüm kesimler tarafından ilgi ile
izlendiği göz önüne alınacak olursa,
bunların etkileri de incelenmeye değerdir.
Televizyon Programlarının Toplumsal Kültüre Etkileri

Kitle iletişim araçlarının toplumsal değişme üzerindeki etkileri çeşitli araştırmalara konu olmuştur. Bu araştırmaların (Aziz, 1982, 1984; Batmaz, 1986; Batmaz ve Aksoy 1995, Oskay, 1970, 1982; şenyapılı, 1981; Tokgöz, 1984) ortak varsayımı, bu araçların özellikle de televizyonun toplumsal, kültürel ve siyasal değişim üzerinde etkili olduğu şeklindedir. Son yirmi yıl içinde toplumsal değişimin hızı özellikle kültürel alanda daha da artmıştır. Kitle iletişim araçlarından en yaygın ve en ucuz olan televizyon, kültürel değişme açısından popüler kültürün en temel taşıyıcısı haline gelmiştir. Ucuz eğlence aracı olarak televizyon, izleyicilerini homojenleştirici, sıradanlaştırıcı ve yabancılaştırıcı özelliği ile kitle kültürünün en temel taşıyıcısı konumundadır. Türkiye�de de özellikle 1990�lı yıllarda özel televizyon kanallarının yaygınlaşması ile kültürel alanda yaşanan değişmeler artmış ve popüler kültür tartışmaları yoğunluk kazanmaya başlamıştır. 1990�lı yılların başından itibaren Türkiye�de özel televizyonların yayına başlaması ile birlikte devlet televizyonu-özel (halk) televizyon ayrımı ortaya çıkmış ve bu ayrım yayın ilkelerine de yansımıştır. Devlet televizyonu olan TRT�nin resmi sanatçılarına karşın, özel televizyonlar eğlence programları adı altında arabesk ve popüler müzik yayınları yapmaya başlamışlardır. Bu durumda halkın ilgisi, özel televizyonlara ve dolayısıyla kendisine daha yakın hissettiği popüler sanatçılara yöneltilmiş oldu. 2000�li yıllarda magazin ve yarışma türü programlar özel televizyon kanallarında yaygınlaştı. Genel olarak �televole� adı verilen bu tür programlar en çok izlenen ve aynı zamanda en fazla eleştirilen programlar oldu. Günümüzde değişik formatlarda kendini yeniden üreten bu tür programlar izlenirliliğini ve etkisini hâlâ sürdürmektedir.

Bu çalışmanın asıl amacı; popüler kültür, kitle kültürü, halk kültürü, üst kültür ve alt kültür gibi kavramların derinlemesine analizlerini yapmak değildir. Bu nedenle popüler kültür ve/veya kitle kültürü televizyon aygıtıyla ilintili olarak yüzeysel biçimde incelenecektir.

Popüler Kültür/Kitle Kültürü ve Onun En Önemli Taşıyıcısı Olarak Televizyon

Popüler kavramı genel olarak �halka ait olan� ve �yaygın olarak benimsenen ve tüketilen� şeklinde iki biçimde ele alınmaktadır. Birinci anlamıyla bu kavram olumlu karşılanırken; ikinci anlamıyla kültürel deformasyonu, sıradanlığı ve kitleselliği getirdiği için olumsuz karşılanmaktadır. Sözen; popüler kültürü, herhangi bir toplumun herhangi bir zamandaki egemen olan kültürü şeklinde tanımlar ve popüler kültürün gündelik hayata ilişkin olduğunu, sınırlarının muteber olanla değil, rağbette olanla çizildiğini belirtir (2001, 57). Buna karşılık Erdoğan (2001, 74-75); popüler kültür kavramının artık �halkın, halka ait, halktan� anlamını taşımadığını, bu bağlarını kopardığını belirtir. Ona göre popüler kültür; �nüfusun büyük çoğunluğunun kültürü, çoğunluk için olan kültür� veya �çoğunluk tarafından izlenen, tutulan, tercih edilen kültür� anlamında kullanılmaktadır. Erdoğan�a göre popüler kültür artık kapitalist pazar mekanizmasının bir parçası olmuştur. Diğer bir deyişle bu kavram �kitle üretim endüstrileri tarafından üretilen ürünlerin yaygın kullanımı� anlamına dönüştürülmüştür. �Böylece popüler kültür kavramı bir zamana ait olduğu yerinden edilerek, pazarda üretilen ve satılan diğer mallar gibi, ticari bakımdan üretilen ve pazarlanan kültür yerine taşınmıştır.� Erdoğan�a göre popüler kültür; daha çok dileklerin gerçekleşmesini (fantazileri) ön plana çıkarır, burjuva yaşam tarzı yüceltilir ve idealleştirilir, gösteriş ve imajları özün üstüne çökertir, önüne geçirir.

Popüler kültür çalışmaları temelde üç biçimde sürdürülmektedir. Birincisi, popüler kültürü, insanları güdüp-yönetme çerçevesinde değerlendiren ve bunun kültür endüstrisi tarafından oluşturulduğunu savunan Frankfurt Okulu�dur. �Frankfurt Okulu düşünürleri, kitle iletişim araçlarının toplum üzerindeki etkisini bir şırınganın aşı şırıngalamasına benzetirler. Milyonlarca kişi kitle iletişim araçlarının şırıngaladığı mesajı her gün almakta ve bu mesajlar toplumda ani tepkilere ve hareketlenmelere yol açmaktadır� (Batmaz ve Aksoy, 1995, 16).

İkincisi, popüler kültürü endüstri devriminden sonra folklorik anlamda halk kültürü yerine, gündelik hayatın ve halka ait olanın sunulması olarak değerlendiren kültürelci yaklaşımdır. Bu yaklaşımın en temel varsayımı popüler kültür yoluyla halk �kendini doğrular ve kendini devamlı surette inşa eder�.

Üçüncüsü ise, popüler kültürü karşıt baskılar ve eğilimler tarafından biçimlenen �güç alanı� ilişkileri olarak ele alan Gramsci�nin yaklaşımıdır. Gramsci�ye göre burjuvazi, ideolojik hegemonyasını işçi sınıfın kültürleri ve değerleri içinde bulduğu yer ölçüsünde kurabilir. Burjuvazinin amacı; işçi sınıfının kültürünü değiştirmek veya onu yok etmek değil, işçi sınıfının burjuva kültürü ile karışımını sağlamaktır. Yani, burjuva ve işçi sınıfı kültürleri tamamıyla birbirine karşıt iki olgu olarak düşünülmez. Böylece popüler kültür, ne egemen ideolojiyle çatışan kitle kültüründen ne de karşıt kültürlerden oluşur. Popüler kültür iki sınıf arasında pazarlık sahasıdır. Bu sahada egemen üst kültür ve alt kültürel değerler farklı karışımlar içinde bulunurlar (Alemdar ve Erdoğan 1994, 104-107; Özbek, 2000, 66-69).

Popüler kültür ile kitle kültürü çoğu zaman birbiri ile karıştırılan ve hatta aynı anlamlarda kullanılan iki kavram haline gelmiştir. Sözen (2001, 63); kitle kültürünün vasatlık üzerine, popüler kültürün ise normallik üzerine oturduğu ifade ederken, Mutlu (2001, 23-41), popüler kültürü; halk veya yüksek kültürle karşılaştırarak tanımlanmasına, onun kitle kültürü veya medya kültürü gibi terimlerle karıştırılarak birbirlerinin yerine geçecek şekilde kullanılmasına karşı çıkar. Mutlu�ya göre, popüler kültür sadece medya kültürü değildir. Popüler kültür ne tamamen tutucudur ne de ilericidir, ne tamamen uyuşturucudur ne de özgürleşimci. Popüler kültür muhalif söylemlerin karşı karşıya geldiği ve birbirlerini dönüştürdüğü bir alandır. Popüler kültür yaygın halk kültürü olup, bir toplumda geniş bir şekilde paylaşılan inançları ve pratikleri ifade eder. Kitle kültürü ise manipülasyon teknikleriyle iktidarın sürdürülmesine yarayan, kitlesel olarak üretilen ve yaratıcılığa imkân tanımayan bir süreçtir. İnsanlar kitle kültür nedeniyle edilgen tüketiciler haline gelirler. Kitle kültürü medya aracılığıyla yapay bir dünya görünümü sunar, bizi birbirimize benzer hale getirir, ihtiyaçlarımızı ve arzularımızı sömürür, vasatlığı överek sıradanlığı yüceltir.

Kitle kültürü ve tüketim kültürü medya aracılığıyla tüm insanları çepeçevre sarmıştır. Alemdar ve Erdoğan�a göre (1994, 9) Amerika�nın kültürel ve ekonomik egemenliği çok sayıdaki markalarla ve simgelerle her tarafa yayılmıştır. Büyük metropollerin varoşlarında veya Anadolu�nun az gelişmiş kesimlerinde yaşamlarını kıt kanaat sürdüren insanlar için bunlar, kitlesel medyanın tanıttığı, asla erişemeyecekleri hayalden ibaret sanal bir yaşam tarzının simgeleridir.

Kitle kültürü ve popüler kültür televizyon sayesinde hemen her evde kendine yayılma alanı bulmuş ve eğlence veya yarışma programları şeklinde eğlence ticarileştirilmiştir. Büken�e göre (2001, 48) �bu durum, tüketme, sahip olma ihtirasını ve dolayısıyla rekabet dürtüsünü de körüklüyor. Ayrıca, televizyonun cazibesi, insanların yakınlarından uzaklaşmasına yol açmakla kalmayıp aile fertlerini de koltuklarına yapıştırıp, en son ürünleri satın almaları için beyinlerini yıkıyor�. Televizyon veya basın ile popüler kültür ilişkisine dikkat çeken Erdoğan (2001, 80), bu araçların olmaması halinde bunlara dayanan böyle bir kültür biçiminin de olamayacağını belirtir.

Araştırmanın Yöntemi

Televizyonlarda yayınlanan magazin/yarışma türü programların toplumsal kültür üzerindeki etkilerinin incelendiği bu araştırma, göreli olarak küçük bir şehir olan Kırıkkale ile Ankara gibi bir büyük kentte 2004 yılı Mart ayında eş zamanlı olarak gerçekleştirilmiştir. Rastgele örneklem yöntemi ile seçilen katılımcılara yüz yüze anket uygulaması yapılmıştır. Bu çalışma var olanın tespit edilmesini amaçlayan durum saptayıcı yani betimleyici bir çalışmadır. Anket yoluyla elde edilen veriler sınıflandırılarak SPSS�e (sosyal bilimler için istatistik programına) girilmiş ve bunlardan bir kısmının frekans (f), yüzde (%) ve çapraz tabloları oluşturulmuştur. Ayrıca t testleri ve varyans analizleri yapılarak ilgili değişkenler arasındaki ilişkiler saptanmaya çalışılmıştır.

Araştırma Bulguları ve Yorumlar

Araştırmaya 10 yaş ile 73 yaş arasında toplam 795 kişi katılmıştır. Buna göre, %70.8�ini genç yaş (10-29 yaş arası), %17.9�unu orta yaş (30-44 yaş arası) ve %11.3�ünü de ileri yaş (45 ve ileri yaş) grupları oluşturmaktadır. Katılımcıların %57�si bayan, %43�ü de erkektir. Aşağıdaki tablo katılımcıların yaş ve cinsiyetlerine göre dağılımını göstermektedir:

Katılımcıların medeni durumu ise %67.8 bekar ve %32.2 evli şeklindedir. Daha çok gençleri hedef alan bu araştırmaya %54 oranında daha çok üniversite öğrencisinin katılımı sağlanmıştır. Pek çok meslek dalına mensup kişiler araştırmaya dahil edilmiş olup, sırasıyla ev hanımları (%10.2), eğitimciler (%6), esnaf (%6), memur (%5.7) ve serbest meslek sahibi (%5) gibi meslek kolları araştırmamızda yer almışlardır. Üniversitede okuyan veya mezun (%53) olmuş kimseler ağırlıkta olup, lise mezunu olan %29.2 ve ilköğretim mezunu olan %15.2 oranındadır.

Aşağıdaki tablo katılımcıların televizyonlarda yayınlanan magazin/yarışma türü programlardan (BBG evi, Sevda Masalı/Biz Evleniyoruz, Popstar, Türkstar, Türkiye�nin Yıldızları, Akademi Türkiye v.b) hangilerini izlediğini veya izlemekte olduklarını göstermektedir. Tablo 2�ye göre, katılımcıların %80�i bu tür programları izlemekte ve bunların da yarısına yakını (%47.3) bu tür programlardan en az birini düzenli olarak izlediklerini ifade etmektedir. Bu tür programların hepsini izleyenler ise %7.2 oranındadır. Buradan toplumun bu tür programlara olan ilgisini görmekteyiz. Yalnızca %20 oranında katılımcı bu tür programları izlemediklerini ifade etmişlerdir.

Zaten BBG evi ile Türkiye gündemine giren bu tür programların kısa zaman içinde böylesine yaygınlaşması da izleyici ve rating ilişkisi ile açıklanabilir. Bu tür programlara olan talep arttıkça yenileri de arkasından gelmişlerdir.

Aşağıdaki şekil ise katılımcıların bu tür programları izleme nedenlerini göstermektedir. Buna göre; bu tür programları meraktan dolayı izleyenlerin oranı ilk sırada gelmektedir (%32.5). Daha sonra ise magazin/yarışma türünü ilginç bulduğu için izleyenler (%30.1) ve bu tür programları izlemeyi sevenler (%16.1) gelmektedir. Toplumun yeni programlara olan merakı ve ilgisi böylece kendisini göstermektedir.

Yeni ve değişik olan her program ilgi çeker ancak bu merak ve ilginin sürekli olması sayesinde bu programlar devamlılıklarını sürdürürler. Araştırmamızda sadece %11 oranında bir kesim adayları beğendiği için bu tür programları izlediğini ifade etmektedir. Bu da programların içeriğinden çok formatlarının tercih edildiğini göstermesi açısından ilginçtir.

Aynı şekilde �bu tür programlara yarışmacı olarak katılmak ister misiniz?� sorusuna katılımcıların büyük çoğunluğu (%82.6) �hayır� şeklinde cevap vermişlerdir. Yine katılımcıların %90 civarında bir oranı telefon veya mesaj yoluyla bu tür programlara katılım göstermediklerini ifade etmişlerdir. Buradan da aslında bu tür programların toplum tarafından içselleştirilmediğini ve meraktan dolayı ve ilginç olmaları nedeniyle bu denli talep gördüğünü söyleyebiliriz.

Araştırmanın cevap aradığı önemli bir soru da, bu tür programların aile yapısını olumsuz yönde etkileyip etkilemediğidir. Buna göre, katılımcılar birbirlerine yakın oranlarda (%45) cevap vermişlerdir. Yani aile yapılarının bu tür programlar aracılığıyla olumsuz etkilendiğini ve etkilenmediğini düşünenlerin oranları yakınlık göstermektedir. Bunun nedenleri sorulduğunda ise ortaya çarpıcı sonuçlar çıkmaktadır. Sadece %6.5 oranında katılımcı bu tür programlara olumlu bakarken diğerleri olumsuz görüş içerisindedir. En büyük olumsuzluklar �aile yapısına ters�, �anlamsız, gereksiz ve zaman kaybına neden olması� ve �çocuklara ve gençlere kötü örnek olması� biçiminde ifade edilmiştir. Ayrıca gelenek, görenek ve örflerimize aykırı, toplumun kültür ve ahlak kurallarına aykırı ve şöhreti ve kolay para kazanmayı özendirme gibi nedenler de değişik oranlarda ifade edilmiştir. Katılımcılar kendi ailelerini büyük oranda tehlike içerisinde görmeseler de yukarıda sayılan gerekçelerle bu tür programlara olumlu bakmamaktadırlar.

Bu türden programların Türk gelenek ve görenekleriyle uyuşmadığını belirtenlerin oranı %76.8�dir. Sadece %9.2�lik oranda kesim bunların geleneklerle uyuştuğunu belirtmişlerdir.

Katılımcılar bu tür programların televizyonlarda fazla yer işgal ettiğini düşünmektedirler (%80.4). Ancak bu düşüncelerini eyleme dönüştürme konusunda çekimser davrandıkları görülmektedir. Çünkü sadece %7.5 oranında bir kesim RTÜK�e şikayette bulunduğunu ifade etmiştir. Yine %25.3�lük bir oranda katılımcı ise şikayet etmeyi düşündüğünü ama yapmadığını belirtmektedir. Bu tür programların sadece şöhret ve zenginlik içeren programlar olup olmadığına katılanların oranı %89 civarındadır. Böylece değişik formatta şöhret ve zenginliğin topluma nasıl sunulduğu ortaya çıkmaktadır.

Aşağıdaki tablo bağımsız değişkenlerden cinsiyet ve medeni durumun diğer değişkenlerle olan ilişkilerini göstermektedir.

Ki-kare testi çapraz tablo dağılımında iki değişkenin birbirinden bağımsız olup olmadığını test eder. Bu test türünde anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Buna göre; araştırmaya katılanların cinsiyetleri ve medeni durumları ile diğer değişkenler arasında aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir:

1- Televizyonlarda yayınlanan magazin/yarışma programlarının izlenme türü açısından cinsiyet farkı bulunma ancak medeni durum farkı bulunmamaktadır. Yani cinsiyet faktörü izlenen programların türünü belirlerken, medeni durum faktörü izlenen programların türünü belirlemede etkin değildir. Araştırma sonucuna göre, bayan katılımcılar erkeklere göre daha fazla sayıda bu tür programlara ilgi göstermektedirler.

2- Cinsiyet ve medeni durum bu tür programların izlenme sıklığını etkileyen faktörlerdir. Bayanlar erkeklere göre ve bekarlar da evlilere göre daha çok sıkılıkla bu tür programları izlediklerini ifade etmişlerdir.

3- Cinsiyet faktörü bu tür programların izlenme nedeninde etkili değilken, medeni durum izlenme nedeninde etkilidir.

4- Hem cinsiyet hem de medeni durum faktörü bu tür programlara yarışmacı olarak katılma isteminde etkili değildir.

5- Hem cinsiyet hem de medeni durum faktörü bu tür programlara telefon veya mesaj yoluyla katılma konusunda fark yaratmamaktadır.

6- Cinsiyet faktörü bu tür programların aile yapısını olumsuz yönde etkilediği konusunda fark yaratmaktadır. Daha çok erkek katılımcılar bayanlara oranla bu tür programların aile yapısını olumsuz etkilediğini düşünmektedirler.

7- Bu tür programların Türk halkının gelenek ve görenekleriyle uyuşup uyuşmadığı konusunda hem cinsiyet hem de medeni durum faktörü bir fark oluşturmamaktadır.

8- Bu tür programların televizyonlarda fazla yer işgal edip etmediği konusunda ise cinsiyet faktörü etkili olmazken, medeni durum faktörü bu konuda farklılık yaratmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre bekarlar evlilere göre bu tür programların televizyonlarda çok fazla yer işgal ettiğini belirtmektedir.

9- Bu tür programları RTÜK�e şikayette bulundunuz mu sorusuna aynı şekilde medeni durum faktörü etkili olmaktadır. Yani evliler bekarlar oranla daha fazla şikayetçi olmuşlardır.

10- Hem cinsiyet hem de medeni durum faktörü bu tür programların sadece şöhret ve zenginlik içeren programlar olup olmadığı konusunda farklılık yaratmamaktadır.

11- Bu tür programların yararlı olmadığı ancak yine de izlemekten geri durulmadığı konusunda hem cinsiyet hem de medeni durum faktöründe farklılıklar görülmektedir. Buna göre; bayanlar erkeklere oranla ve evliler de bekarla oranla daha fazla bu görüşe katılmaktadırlar.

Varyans analizi ortalamalar arasında farkların anlamlılığını test eder. Yani iki değişken arasında doğrusal bir ilişki olup olmadığını test eder. Buna göre, 0.05 anlamlılık düzeyinde:

1- Katılımcıların gelir düzeyi ile izledikleri program türü arasında anlamlı bir ilişki gözükmektedir. Alt gelir düzeyi ile orta gelir düzeyi ve orta gelir düzeyi ile üst düzey gelir arasında anlamlı ilişkilere rastlanmıştır.

2- Meslek ve eğitim faktörleri ile bu tür programların izlenme sıklığı arasında anlamlı ilişlere rastlanmıştır. Meslek gruplarından ev hanımları ile eğitimciler arasında anlamlı bir ilişki gözükmektedir. Eğitim konusunda ise ilköğretim ile yüksek lisans/doktora eğitimi arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır.

3- Bu tür programların Türk halkının gelenek ve görenekleriyle uyuşup uyuşmadığı konusunda gelir değişkeninde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Buna göre, alt gelir grupları ile orta gelir grupları arasında anlamlı bir farklılığa rastlanmıştır.

4- Bu tür programların televizyonlarda fazla yer işgal edip etmediği sorusu ile yaş ve meslek değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre, ileri yaş ve genç yaş ile ileri yaş ve orta yaş aralarında anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. Meslek grupları arasında ise öğrencilerle ev hanımları arsında anlamlı bir farlılığa rastlanmıştır.

5- Bu tür programları RTÜK�e şikayet edip etmedikleri konusunda yaş ve eğitim değişkenleri anlamlı ilişkiler sergilemektedir. Buna göre; genç yaş ve ileri yaş grupları arasında ile lise ve yüksek lisans/doktora eğitimi arasında anlamlı ilişkilere rastlanmıştır.

6- Bu tür programların yararlı olmadığı ancak yine de izlendiği konusunda meslek ve eğitim değişkenleri anlamlı ilişkiler yaratmaktadır. Buna göre; ev hanımları ile memurlar arasında ve ilköğretim ile lise eğitimi arasında anlamlı ilişkiler gözlenmiştir.

KAYNAKLAR

ALEMDAR, Korkmaz ve İrfan ERDO/AN (1994). Popüler Kültür ve İletişim, Ümit Yayınları, Ankara.

AZİZ, Aysel (1982). Toplumsallaşma ve Kitle İletişim, A.Ü. BYYO Yayınları:2, Ankara.

BATMAZ, Veysel (1986). Bir Kitle İletişim Aracı Olarak Televizyonun Siyasal ve Toplumsal Etkileri: Ampirik Bir Model Denemesi, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ankara Üniv. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

BATMAZ Veysel ve Asu AKSOY (1995). Türkiye�de Televizyon ve Aile, (Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu desteği ile yapılmıştır), Bizim Büro Basımevi, Ankara.

BÜKEN, Gülriz (2001). � Amerikan Popüler Kültürünün Türkiye�de Yayılışına Karşı Tepkisel Düşünceler�, Doğu ve Batı Düşünce Dergisi, Yıl: 4, Sayı:15, Sayfa: 43-53.

ERDOGAN, İrfan (2001). � Popüler Kültürde Gasp ve Popülerin Gayri Meşruluğu�, Doğu ve Batı Düşünce Dergisi, Yıl: 4, Sayı:15, Sayfa: 67-96.

MUTLU, Erol (2001). �Popüler Kültürü Eleştirmek�, Doğu ve Batı Düşünce Dergisi, Yıl: 4, Sayı:15, Sayfa: 11-42.

OSKAY, Ünsal (1970). Toplumsal Gelişmede Radyo ve Televizyon, A.Ü. SBF Yayınları, Ankara.

OSKAY, Ünsal (1982). Kitle İletişiminin Kültürel İşlevleri, A.Ü. SBF Yayınları, Ankara.

ÖZBEK, Meral (2000). Popüler Kültür ve Orhan Gencebay Arabeski, İletişim Yayınları, İstanbul.

SÖZEN, Edibe (2001). �Popüler Kültür Retoriği�, Doğu ve Batı Düşünce Dergisi, Yıl: 4, Sayı:15, Sayfa: 55-66..

ŞENYAPILI, Ö. (1981). Toplum ve İletişim, Turan Kitabevi, Ankara.

TOKGÖZ, Oya (1984). �Kentlerde Kitle Haberleşme Araçları ve Ailenin Tüketim Biçimleri�, Türkiye�de Ailenin Değişimi, TSBD Yayınları, Ankara.

Bookmark/share with AddInto

PostHeaderIcon ÜÇ BOYUTLU TV’Yİ BİR TÜRK ÜRETECEK

ÜÇ BOYUTLU TV’Yİ BİR TÜRK ÜRETECEK

ÜÇ BOYUTLU TV'Yİ BİR TÜRK ÜRETECEK

Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Onural başkanlığındaki 175 Avrupalı bilamadamı on yıl sonra piyasaya sunulacak “ekransız, üç boyutlu televizyon” geliştiriyor.

175 bilim adamı 10 yıl çalışacak

Teknoloji dünyasında bir ilke imza atılmak üzere. Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Onural’ın başkanlığında çalışan bir grup bilimadamı, dünyanın ilk “Ekransız, üç boyutlu televizyonu”nu geliştirmek için kolları sıvadı. Türkiye’nin koordinatörlüğünde Avrupa’nın 7 ülkesinden 175 bilim adamı, “ekransız, gözlüğe ihtiyaç duyulmayan, her açıdan izleme şansı olan, gerçek denecek kadar iyi kalitede görüntüler elde edebilmek için 4 yıllık bir projeye imza attı.

Gelişen teknoloji konusunda ABD ve Japonya ile rekabet etmeye çalışan Avrupa Birliği projeye 6.15 milyon Euro yatırım yaptı. Onural, 3 boyutlu televizyonun gündelik hayata girmesiyle birlikte sosyal yaşamda ciddi değişiklikler olacağını belirterek, “Evde oturma odalarında eşyaların yerleri değişecek. Televizyonlar duvara yaslanmayacak. Odanın ortasında sehpa değil, televizyon olacak. Çünkü 3 boyut televizyon, her açıdan izlenebilecek” dedi.

Onural, 3 boyutlu televizyonun bir masa gibi olacağını ve üzerine görüntülerin yansıyacağını dile getirerek, seyircilerin içine ellerini sokabileceklerini ancak sadece ışıkla temas edebileceklerini anlattı. Onural, görüntülerin gerçeğe son derece yakın olacağını ifade ederek, şunları söyledi: “Evde adeta hayalet oynatacağız. 3 boyutlu televizyon 10 yıl sonra ticarileşebilecek. Bu teknoloji medyayı da genel olarak farklılaştıracak. Montajcı, kameraman, hatta seyircinin işi değişecek. Herkes daha interaktif hale gelecek. Sinema salonları ring gibi olacak.” Üniversite ve özel sektörden 19 kuruluşun dahil olduğu projenin fikir babası Bilkent Üniversitesi. Projeye Koç ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi ise daha sonra dahil oldu.

Liseden bu yana hayaliydi

Prof. Levent Onural, 3 boyutlu görüntüye yönelik çalışmaların 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu dile getirerek, kendisinin de 25 yıl bu konuyla ilgilendiğini söyledi. “Lise çağlarımda 3 boyutlu televizyon hayali kuruyordum.

Teknolojinin bu hayali gerçekleştirebilecek kadar geliştiğini düşünüyorum” diyen Onural, şu bilgileri verdi: “3 boyutlu televizyon projesi için dünyanın en iyi bilgisayarcıları, elektronikçileri, grafikçileri ve fizikçileri bir araya toplandı. Projede çalışan bilim adamları arasında VCD, DVD, MP3 gibi teknolojilerin mucitleri var. Proje için Bilkent Üniversitesi’nde özel bir laboratuar kuruldu. Çalışmalarımız, bu alandaki teknolojinin en son ucu, yani bu alanda en öndeyiz. Projede Türkiye’nin başı çekmesi ve ilk üç boyutlu televizyonun Türkiye’de yapılacak olması çok önemli.”

Bookmark/share with AddInto

PostHeaderIcon TV’DE ‘AKILLI İŞARETLER’ DÖNEMİ

TV’DE ‘AKILLI İŞARETLER’ DÖNEMİ

TV'DE 'AKILLI İŞARETLER' DÖNEMİ

RTÜK tarafından çocuk ve gençlerin televizyon yayınlarının zararlı etkilerinden korunmaları amacıyla geliştirilen ve televizyon kuruluşlarınca da desteklenen �akıllı işaretler sembol sistemi�, 23 Nisan�da devreye girecek.

Akıllı işaretler, çocuk ve gençleri cinsellik, şiddet, olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar (kötü dil kullanımı, sigara, alkol, kumar ve madde bağımlılığına özendirme, her türlü ayrımcılık ve intihar sahnelerinin gösterilmesi) gibi zararlı yayın içeriğine karşı korumak için geliştirilmiş olan görsel-işitsel uyarı sistemi olarak geliştirildi.

Yayıncı kuruluşların çocukları ve gençleri televizyonun olası zararlı etkilerinden koruma sorumluluğuna işlerlik kazandıran bir öz denetim mekanizması olan akıllı işaretler sistemi, televizyon programlarının hangi yaş grubundaki çocuklara uygun olduğu ve programda yer alan zararlı içerik konusunda izleyiciye bilgi verecek. Belli yaş gruplarını olumsuz etkileyeceği düşünülen içeriğe sahip yapımların yayın saatleri bu doğrultuda düzenlenecek.

YEDİ SEMBOLDEN OLUŞUYOR
Akıllı İşaretler, programların hangi yaş grubuna uygun olduğunu gösteren 4 sembol (7+, 13+, 18+, genel izleyici) ile programlardaki zararlı içeriği tanımlayan 3 sembol (şiddet/korku, cinsellik, olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar) olmak üzere toplam 7 sembolden oluşuyor.

Sistemle, televizyon kanallarının görevlileri programları önceden izleyip, elektronik ortamda kodlama formunu dolduracak. Bu işlem sonucunda sistem tarafından verilen yaş ve içerik sembolleri programın başında 5 saniye süreyle tam ekran
ve her kesintiden sonra da 15 saniye süreyle ekranın sağ üst köşesinde yayınlanacak.

Program yayını sırasında ekranda beliren bu işaretler sayesinde çocuklar kendilerine uygun programları kolayca seçebilecek. Anne ve babalar da yayınlanan programın çocukları için uygun olup olmadığına ekranda beliren akıllı işarete bakarak karar verebilecek. Böylece hem çocuklar, hem de anne ve babalar televizyon programlarını seçerek izlemeye başlayacak.

Akıllı işaretler belirlenirken RTÜK bünyesinde üniversitelerin iletişim fakülteleri ile psikoloji bölümlerinden, tıp fakültelerinin çocuk ve ergen ruh sağlığı bölümlerinden öğretim üyelerinin ve uzmanların katılımıyla komisyonlar oluşturuldu. Bu komisyonlar, yayınlardaki zararlı içerik kategorilerini, yaş kategorilerini ve kullanılacak sembollerin özelliklerini belirledi.

Sistemin uygulanması aşamasında Hollanda Hükümeti tarafından, AB mevzuatının uygulanması üzerinde odaklanacak ikili işbirliği projeleri vasıtasıyla Avrupa Birliği üyelik kriterlerinin yerine getirilmesinde aday ülkelere yardımcı olmak amacıyla oluşturulan fon kullanıldı.

SİSTEM NASIL ÇALIŞACAK?
Akıllı işaretler sembol sistemi, internet aracılığıyla çalışacak. Yayın kuruluşlarında çalışan sertifika sahibi kodlayıcılar, sınıflandıracakları programı izledikten sonra kendilerine verilen şifreyle �www.rtukisaretler.gov.tr� internet adresinden RTÜK Kodlama Formu�na ulaşarak, programın içeriğini ve hangi yaş grubu için uygun olduğunu tespit etmeye yönelik soruları cevaplandıracaklar.

Form doldurulduktan sonra sistem otomatik olarak söz konusu program için hangi sembollerin (hem yaş, hem içerik sembolleri) kullanılması gerektiğini gösterecek. Yayın kuruluşları bu sembolleri belirtilen usul ve esaslara uygun olarak kullanacaklar. RTÜK kodlayıcılara her aşamada gerekli desteği sağlayacak. -
SEMBOLLER NASIL KULLANILACAK?
Kodlayıcılar, her bağımsız program için kodlama formu dolduracaklar.Sınıflandırma, yaş ve içerik gruplarını belirten sembollerin birlikte kullanılması suretiyle yapılacak. Bir program için uygun yaş sembolü yayında birden fazla içerik sembolü de kullanılabilecek.

�13+� sembolü taşıyan programlar saat 21.30�dan, �18+� sembolü taşıyan programlar saat 23.00�ten sonra yayınlanacak. Sembolleri kullanan yayın kuruluşları, teleteks hizmeti vermeleri halinde, bu sembolleri teleteks yayınlarında da kullanacaklar. Sınıflandırılmış programların sembolleri, yazılı medyada yer alan program akış çizelgelerinde de kullanılacak.

SEMBOLLER, HANGİ PROGRAMLARDA KULLANILACAK?
Haber bültenleri haricindeki programlarda semboller kullanılacak. Sembol kullanılması zorunlu olmayan programların yayınında korumalı saatler dikkate alınacak. Sembol kullanılması zorunlu programların tanıtım duyurularında da semboller kullanılacak.

Bu tür programların tanıtım duyurularında, şiddet, korku, cinsellik gibi öğeler içeren görüntüler kullanılmayacak ve bu duyurular saat 21.30�dan sonra yapılacak.

Bookmark/share with AddInto

PostHeaderIcon AVRUPA YAKASI

AVRUPA YAKASI

AVRUPA YAKASI

Avrupa Yakası, Sinan Çetin’in yapımcılığını ve Gülse Birsel’in senaryosunu üstlendiği durum komedisidir.Plato Film stüdyolarında çekilmekte olan dizinin ilk bölümü 11 Şubat 2004tarihinde atv ekranlarında gösterime girdi. Tamamen yerli uyarlama olan programın ilk sezonunda yönetmen koltuğuna Hakan Algül oturdu ve ilk sezonu 23 Haziran 2004 tarihinde 19. bölümü ile sona erdi. Jale Atabey Özberk’in yönetmenliğini yaptığı dizinin ikinci sezonu 20. bölümüyle 8 Eylül 2004 tarihinde yayınlanmaya başlandı ve 58. bölümüyle 15 Haziran 2005 tarihinde sezon arası verdi.
Engin Günaydın’ın idare müdürü rolü ile kadroya dahil olduğu dizi, üçüncü sezona 14 Eylül 2005 tarihinde başladı ve 93. bölümünün yayınlandığı 21 Haziran 2006 tarihinde sona erdi. Peker Açıkalın, Tolga Çevik, Hasibe Eren ve Sarp Apak’ın oyuncu kadrosuna katıldığı dizinin dördüncü sezonu 13 Eylül 2006 tarihinde başladı ve Serdar Ortaç’ın konuk oyuncu olarak katıldığı sezon finaliyle 27 Haziran 2007′de sona erdi. 19 Eylül 2007 tarihinde başlayan beşinci sezon, 4 Haziran 2008 tarihinde sona erdi. 5. sezonun 100. bölümünde dizisinin biteceğine dair bilgiler verilmesine rağmen,daha sonra alınan kararla dizi devam etti. Dizinin altıncı sezonu 24 Eylül 2008 tarihinde 163. bölümüyle gösterime girdi.
Avrupa Yakası dizisinde oyuncu kadrosu her sezon değişse de Gülse Birsel, Gazanfer Özcan, Levent Üzümcü, Şenay Gürler, Hale Caneroğlu, Yavuz Seçkin, Veysel Diker ve Yıldırım Öcek ilk altı sezonda yer alan oyunculardır.Nişantaşı’nda yaşayan Sütçüoğlu ailesi ve Avrupa Yakası dergisi çalışanları ile onların yakınlarının komik öyküsünü anlatan dizi, yayınlandığı ilk beş sezon sonunda 40 milyon YTL’lik ciro yaptı ve dizinin yapımcısı olan Sinan Çetin’e 4 milyon dolar kazandırdı.
Prodüksiyon
Dizinin senaryosu Gülse Birsel tarafından yazılmaktadır. Daha önce aynı kanalda g.a.g. adlı TV reklamlarını yorumlayan mizahi bir programı sunan ve programın metinlerini hazırlayan Birsel, diziye konu olacak hikâyeyi bulduktan sonra saatte dört-beş sayfa yazdığı senaryoyu ortalama dört günde bitirmektedir.[19] Yönetmen koltuğunda ilk sezonda Hakan Algül yer alırken, ikinci sezondan sonra Jale Atabey Özberk diziyi yönetti. Dizinin yapım şirketi, Sinan Çetin tarafından 1986 yılında kurulan Plato Film’dir.
Mekân
Avrupa Yakası, 2004 yılından beridir Plato Film’in Taksim’deki Plato stüdyolarında çekilmektedir. Hikâye, Nişantaşı’nda geçmektedir ve hikâyeye bağlı olarak dizi içinde çeşitli kurgusal mekânlar oluşturuldu. Bu mekânların bazıları (örneğin Sütçüoğlu apartmanı, Avrupa Yakası dergi ofisi) tüm sezon boyunca sabit kalırken, diğer kurgusal mekânlar (örneğin sadece dördüncü sezonda yer alan Havyar Restaurant) ise değişti.
Müzik
Programın müzikleri Cenk Durmazel ve Cenk Sarkuş tarafından yapılmaktadır. Jenerikte yer alan şarkı ise Hale Caneroğlu tarafından seslendirildi. Caneroğlu ayrıca dizide çeşitli sahnelerde şarkılar da söyledi. Ata Demirer (Fındık - Fıstık) ve Sarp Apak (Aşkınla Yandım) da dizide şarkı söylediler.
Maliyet
Saklambaç adlı bir araştırma şirketinini 2008 yılında yaptığı araştırmalar sonucu Avrupa Yakası dizisinin maliyeti bölüm başı 400 bin YTL olduğu belirlendi. [21][22] Dizi, Kurtlar Vadisi’den sonra en yüksek bütçeli ikinci televizyon yapımı oldu. Avrupa Yakası, ilk beş sezon sonunda 40 milyon YTL’lik ciro yaptı. Yapımcısı olan Sinan Çetin, diziden 4 milyon dolar kazandı. 2008 yılında meydana gelen ekonomik krizden etkilenen program, Ocak (2009) ayı boyunca iki haftada bir yayınlandı.
Süre
Dizi, yayınlandığı ilk 169 bölüm boyunca 90 dakikalı bir süreye sahip iken 2008 yılında meydana gelen ve dünya genelini etkileyen ekonomik kriz, Türk medyasını da etkiledi. TRT 1 ekranlarında gösterilen Doludizgin Yıllar dizisinden sonra Avrupa Yakası dizisinde de gösterim süresi kısaldı. Senarist Gülse Birsel’in daha önce verdiği röportajlarda dizinin süresinin kısalmasını istediğini belirtmişti. atv yönetimi ile görüşen `Plato Film` yetkilileri, Avrupa Yakası`nın ayda üç kez 73 dakika bir kez de 85 dakika yayınlanması konusunda anlaştı.

Sosyal yaşama etkileri
Peker Açıkalın’ın canlandırdığı kapıcı ailesinin oğlu Gaffur karakterinin üzerine sürekli giydiği çizgili pazen pijama yeniden moda oldu.Sümerbank’ın yıllar önce ürettiği fakat son dönemlerde pek giyilmeyen pijama, program ile birlikte tekrar popüler oldu ve vitrinlerdeki mankenlere giydirilen pijamalara �Gaffur pijaması geldi� yazılı levhalar asıldı. Basında çıkan haberlerde bazı yerlerde (örneğin Batman) pijamaların yok sattığıve karaborsaya düştüğü yazıldı.[ Gaffur'un diziden ayrılmasıyla satışlar durdu.Ayrıca karakterin etkisiyle Şırnak'ta çubuklu pijamayla maç yapan `Gaffur Nasılım Spor` ve Beyoğlu`nda Gaffur isimli rock grubu kuruldu. Şırnak`ın İdil ilçesinde bir grup genç, `Gaffur `Nasılım` Spor`u kurarak İdil Kaymakamlığı tarafından düzenlenen halı saha futbol turnuvasına katıldı.
Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Kurumu'nun üç ayda bir yayınladığı dergide "Aile Kurumuna Yönelik Güncel Riskler" başlıklı yazısında Türk aile yapısını olumsuz etkileyen kişilerden biri de Hasibe Eren'in canlandırdığı Makbule Kral karakteri olduğu belirtildi. Makbule'nin İzzet'ten boşanıp, dayısının evini eski flörtü Burhan`la paylaşması buna neden olarak gösterildi.[ Makbule ve diğer dizi karakterlerinin, izleyici bağlamında arzu edilmeyen davranış modelleri yaratarak toplumsal yaşamı riske sokmakta olduğu belirtildi. Bu makaleyi ele alan Dr. Ünal Şentürk, daha sonra yaptığı açıklamalarda Aslı ve Cem'in boşanma nedeni bilinmediği ve aynı evde yaşamalarını da toplumsal bir risk olarak gösterdi. Dizinin senaristi Gülse Birsel bu konuda yazdığı yazıda şunları belirtti:[37]
« Makbule’ye iftira atılmıştır, onuru çiğnenmiştir. Kendisi eteği belinde, namuslu, örf ve âdetlerine bağlı bir ev kızıdır. Ayrıca da eski sözlüsü Sayın Altıntop’la aynı evde değil yan yana evlerde yaşamaktadırlar »

Türkiye’de 3 Temmuz 2005`ten beridir uygulanan Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezlerinin Kurulmasına İlişkin Kanun’un önemi açıklanırken Engin Günaydın’dın canlandırdığı Burhan karakteri, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin tarafından örnek gösterildi.
Memur-Sen konfederasyonuna bağlı Diyanet-Sen Genel Teşkilatlanma Sekreteri, Avrupa Yakası ve diğer dizilerde kullanılan isimlere tepki gösterildi. Burhan, Taceddin, Gaffur isimlerinin kökeninin dine dayandığını ve bu isimlerin verildiği karakterlerin ise kötü, saf ve aptal olmasından dolayı milletin milli ve manevi duygularında onarılması güç tahribatlara yol açtığını iddia etti.
Oyunculara etkisi
Avrupa Yakası dizisinde var olan karakterleri canlandıran oyuncuların, dizide gösterdikleri performans sonucu çoğu reklam ve sinema filmlerinde yer aldı. Dizi başladıktan sonra kadrodan 8 oyuncu, reklam filmlerinde oynamaya başladı. Levent Üzümcü (Garanti Bankası), Gülse Birsel (Turkcell), Ata Demirer (Vestel), Evrim Akın (Bellona), Hümeyra (Taç perde), Bülent Polat (Blue House), Yavuz Seçkin (Aras Cargo) ve Veysel Diker (Kompen) reklamlarda yer aldılar. Sonraki dönemlerde Şenay Gürler ve Gazanfer Özcan da reklamlarda rol aldılar.Diziye 3. sezonda katılan ve canlandırdığı karakter ile popülaritesi artan Engin Günaydın, Garanti Bankası reklamlarında yer alırken, Gülse Birsel, Whirlpool; Sarp Apak, Turkcell; Hasibe Eren ise Şekure adlı kurgusal bir karakteri canlandırdığı Akpet reklamlarındayer aldı aldılar.
Sarp Apak, Bülent Polat gibi dizide popüler olan oyuncular çeşitli sinema filmlerinde rol alırken, 2003�te �Gayet Ciddiyim�, 2004′te �Hâlâ Ciddiyim� ve 2005′te �Yolculuk Nereye Hemşerim� adındaki kitaplarını piyasaya sunan dizinin senaristi ve oyuncusu Gülse Birsel, RTÜK’ün yirmi dakikada bir reklam kuşağına girilecek kuralının sonucu dizinin süresinin 90 dakikası olması sebebiyle haftanın yedi günü dolu olmasıyla kitap yazamadığını belirtti.
Oyuncular
Dizide otuza yakın oyuncu ana kadroda yer aldı. Bunlardan bazıları iki karakter birden (Vural Çelik ve Binnur Kaya) canlandırdılar. Bazı oyuncular tüm sezon boyunca dizide yer alırken, bazıları ise sezon finali sonrası dizideki oyuncu kadrosundan ayrıldı. Programda, senaryo gereği sürekli konuk oyuncu olarak katılan oyuncuların (örneğin Didem Erol) yanı sıra tek bölümlük ünlü konuk oyuncular da yer aldı.
Avrupa Yakası’nın ana kadrosu Sütçüoğlu ailesi üzerinden şekillenmektedir. Dizinin senaryosunu yazan Gülse Birsel�in canlandırdığı “Aslı” karakterinin babasını Gazanfer Özcan, annesini Hümeyra, kardeşi Volkan�ı ise Ata Demirer canlandırdı. Ata Demirer, 3. sezon başında diziden ayrılma isteğini senarist Gülse Birsel ve yapımcı Sinan Çetin’e bildirdi ve sezon sonunda ise diziden ayrıldı. Fakat oyuncu, diziye 6. sezonda tekrar geri döndü. Ana oyunculardan biri olan Hümeyra, dizinin 5. sezon finalindan sonra oyuncu kadrosundan ayrıldı. Sütçüoğlu rezidansında var olan diğer karakterleri diziye 4. sezonda dahil olan Hasibe Eren ve Tolga Çevik canlandırdı. Tolga Çevik, dizinin 4. ve 5. sezonlarında dizide yer alırken, 5. sezondan sonra Komedi Dükkanı adlı TRT 1 ekranlarında yayınlanan komedi programına ağırlık vermek mazeretiyle diziden ayrıldı.
Dizide yer alan mekânlardan biri olan ve diziye adını veren Avrupa Yakası dergi ofisindeki karakterleri, deneyimli oyuncuların yanı sıra genç oyuncular canlandırdı. Derginin patronunu Yıldırım Öcek; ilk zamanlar genel müdür iken daha sonra derginin fotoğrafçısını ayrıca dergide röportajları yapan Aslı’nın eski kocasını Levent Üzümcü; derginin editörünü Şenay Gürler; derginin modacısını Hale Caneroğlu; derginin çaycısını Sarp Apak; derginin idare müdürünü Engin Günaydın ve derginin ortağının kızını Binnur Kaya oynamaktadır. İlk üç sezonda dergi ofisinde çaycı rolünü oynayan Bülent Polat ve derginin patronunun kızını oynayan Evrim Akın diziden 3. sezon sonunda ayrıldı. Evrim Akın yaptığı açıklamada diziden sıkıldığınden dolayı diziden ayrıldığını belirtti.Sarp Apak, diziye 4. sezonda, Binnur Kaya ise diziye 5. sezonda dahil oldu. Diziden 5. sezon sonunda ayrılanlar arasında Yaprak’ın kocasını ve derginin hissedarını canlandıran Vural Çelik de yer aldı.
Sütçüoğlu Muhallebicisi’de daha çok görünen karakterleri Veysel Diker ve Yavuz Seçkin canlandırdı. Timur Acar ve Ömür Arpacı diziye sonraki sezonlarda dahil oldular.
4. sezondan itibaren dizide görülmeye başlanan Sütçüoğlu apartmanındaki kapıcı ailesinindeki karakterleri Peker Açıkalın, Bihter Özdemir, Ececan Gümeci, Celal Belgil ve Şensel Uykal canlandırdı. Peker Açıkalın’ın diziden ayrılmasından sonra diziye Cesur rolü ile Gürgen Öz katıldı. İlerleyen bölümlerde Gürgen Öz, dizide istediği performansı alamadığı gerekçesi ile dizinin yılbaşı için çekilen bölümünden sonra diziden ayrıldı.
Dizide ilk zamanlar konuk oyuncu olarak katılan Hakan Yılmaz, ilerleyen bölümlerde dizinin kadrosunda yer aldı. Rutkay Aziz ve Suna Keskin, programda Cem’in anne ve babasını canlandırdılar. Rutkay Aziz, 5. sezon sonrası Gurbet Kuşları adlı TV yapımında yer alacağı için diziden ayrılmasına rağmen 6. sezonda dizinin jeneriğindeki oyuncu kadrosunda Rutkay Aziz’in adı yer almaya devam etti.
Konuk oyuncular
Avrupa Yakası dizisinde bir çok oyuncu ve ünlü kişi çeşitli rollerde diziye konuk oyuncu olarak katıldılar. Bazı oyuncular, dizideki kurgusal karakterlerle var olan çeşitli ilişkiye göre katılırken (örneğin Nurhan Damcıoğlu, Azamet Yenge olarak yer aldı), ünlü kişiler ise genelde kendilerini oynadılar (örneğin Sezen Aksu, Teoman vs.) ve dizinin özel bölümlerinde yer aldılar. Diziye sürekli katılan konuk oyuncular da oldu.
İlk sezonda Nurhan Damcıoğlu, Sinan Bengier, Sinan Çetin, Didem Erol, Şebnem Sönmez, Teoman ve Nuri Alço, dizide yer alan konuk oyunculardır.Dizinin yapımcısı Sinan Çetin, dizide kendini oynadı.
İkinci sezonda dizide yer alan konuk oyuncular arasında Coşkun Göğen, Zihni Göktay, Deniz Seki, Hıncal Uluç, Tanyeli, Didem Erol, Seyfettin Dursunoğlu, Hepsi ve Şenay Akay gibi ünlüler yer aldı. Zihni Gökyay, Tanyeli ve Deniz Seki, programın yılbaşı için çekilen özel bölümünde yer aldılar.
Üçüncü sezonda Yetkin Dikinciler, Salih Kalyon, Cengiz Küçükayvaz ve Emre Altuğ gibi ünlüler dizide konuk oyuncu olarak yer aldılar.
Dizinin dördüncü sezonun 100. bölümünde Nil Karaibrahimgil yer alırken diğer bölümlerde ise Mahir İpek, Erkin Koray, Ajda Pekkan, Keremcem, Sezgi Mengi, Çiçek Dilligil, Tuna Arman, Doğa Rutkay ve Serdar Ortaç yer aldı.
Nil Burak,[ Murat Boz, Demet Akalın Çağla Şikel, (iki ay dizide yer aldı[)Tuna Kiremitçi Nükhet Duru, Pamela Spence, Ümit Besen,İclal Aydın dizinin 5. sezonunda konuk oyuncu olarak yer aldılar.
Sezon bilgileri ve konu

Sezon 1
İlk sezon, 11 Şubat 2004 tarihinde yayınlanmaya başlandı ve 19. bölüm sonunda 23 Haziran 2004 tarihinde sona erdi. Yönetmen koltuğunda Hakan Algül’ün oturduğu dizi, Aslı ve Cem’in aşkı, Volkan’ın müzik sevdası, Fatoş’un erkeklerle olan ilişkisi gibi konular işlendi.
Aslı, artık 30′una dayanmıştır ve Aslı’nın annesi İffet onu evlendirmeye çalışmaktadır ama Aslı annesinin adaylarını beğenmemektedir. Aslı’nın en büyük taliplisi ise aile dostlarının çocuğu Tacettin’dir ve kendisini bir kaç kız isteme denemelerinden sonra Aslı’nın sözlüsü sanmaktadır. Aslı da yeni genel müdürleri Cem’e aşıktır ve de aşkı karşılıksız değildir. Volkan da şöhret olmanın yollarını aramakta ve bunun için en yakın arkadaşı Sertaç’ın projelerini değerlendirmektedir. Aynı zamanda da Aslı’nın ofisine patron kızı olarak giren Selin’i tavlamaya çalışmaktadır. Volkan’nın maço tavırlarını çok beğenen Yaprak da Volkan’a aşık olmuştur. Yaprak’ın Volkan’a yakınlaşmasını kıskanan Selin de günden güne Volkan’a yakınlaşmaktadır. Sütçüoğlu ailesinin annesi ve babası İffet ile Tahsin de bu iki gelin adayından da hoşnut değildir. Dizinin sezon finaline doğru kendinisin Aslı’nın sözlüsü sanan Tacettin, Cem’e “Ben Aslı’nın sözlüsüyüm.” demiş ve şok geçiren Cem de Amerika’ya gidip orda eski sevgilisine evlenme teklif etmiştir. Amerika’dan dönünce de Avrupa Yakası dergisi editörü Fatoş, Cem’e Aslı’nın ondan hoşlandığını söyler. Cem de Amerika’da olanları anlatır. Cem’in nişanlısı Victoria, Amerika’dan Türkiye’ye dönünce Aslı’yla aralarında bir çekişme başlar. Dizinin sezon finalinde ise Sütçüoğlu ailesi tatile giderken Cem, Aslı’yı evin kapısında yakalayıp aşkını ilan eder.
Sezon 2
İkinci sezon, 8 Eylül 2004 tarihinde gösterime girdi ve 15 Haziran 2005 tarihinde 58. bölümüyle sezon arası verdi. Bu sezonda yönetmen koltuğunda Jale Atabey Özberk oturdu. Volkan’ın şöhret olma tutkusu ve Yaprak ile Selin arasında gidip gelen aşk ilişkisi, Aslı ile Cem’in sallantılı flört dönemi gibi konular 2. sezonda işlendi.
Volkan, Yaprak ve Selin’den birini seçmeye çalışır fakat kararsız kalır. Diğer yandan Tacettin, Aslı’yı istemeye gelir. Bunu gören Cem ise, Tacettin’in hakaretine dayanamayıp kızı ister. Tahsin bey, tercihini Cem’den yana kullanır. Volkan ise, sonunda Selin’le evlenmeye karar verir. Fakat, sezon finalinde gelişen aksilikler sonucunda Volkan, Selin’le evlenmekten vazgeçer. Bu arada, Volkan’ın eski sevgilisi Yaprak ve Selin’in eski sevgilisi Kubilay arasında bir aşk başlarken, Volkan ise II. sezonda şöhret basamaklarını hızla çıkmaya başlamıştır.
Sezon 3
Üçüncü sezon 14 Eylül 2005′te yayınlandı ve 21 Haziran 2006 tarihinde sona erdi. 36 bölümden oluşan 3. sezonda Aslı ile Cem finale doğru evlendi, Volkan asker kaçağı olduğu için tutuklandı ve Trabzon’a askerliğini yapmaya gitti ve dergiye gelen idare müdürü Burhan, Sütçüoğlu dairesinin alt katına yerleşti.
Sezon 4
Dördüncü sezon 13 Eylül 2006 tarihinde yayınlandı ve 27 Haziran 2007 tarihinde ise sezon arası verdi. Bu sezonda Gaziantep’ten gelen Makbule ve Sacit, Sütçüoğlu rezidansının yanındaki daireye yerleşti, Fatoş ile dergi ofisinde çaycılık yapan Tanrıverdi arasında aşk başladı, Yaprak ile Kubilay evlendi. Dördüncü sezonda toplam 37 bölüm çekildi ve 130. bölümde ara verildi.
Sezon 5
Beşinci sezon 19 Eylül 2007 tarihinde yayınlandı ve 4 Haziran 2008 tarihinde 162. bölümüyle sona erdi. 5. sezonda toplam 32 bölüm çekildi ve Makbule ile Burhan, Aslı ile Osman, Sacit ile Şahika arasındaki ilişki işlendi.
Amerika’dan Türkiye’ye dönen Sacit, Avrupa Yakası dergisinin %50 hissenin alan Koçarslanlı ailesinin kızı Şahika ile tanışır. İlk zamanlarda Şahika’dan hoşlanmaz fakat zamanal bu durum değişir ve Şahika ile Zeynep arasında kalır. Aslı ise Şahika’nın kuzeni olan Osman ile tanışmış ve flört etmeye başlamıştır. İffet hanım bu durumdan memnunken Tahsin bey, Aslı ile Osman arasındaki ilişkiyi onaylamaz. Makbule ise Burhan’ın kendisinden soğumasıyle İzzet ile kaçar fakat evlilikleri boşanma ile sona erer.
Sezon 6
Dizinin altıncı sezonu 24 Eylül 2008 tarihinde atv ekranlarında yayınlandı. Binnur Kaya’nın iki karakter birden (Dilber Hala ve Şahika) canlandırdığı sezonda İfo, Bursa’ya gitmiştir. Sütçüoğlu apartmanına taşınan Dilber Hala, Tahsin beye yakınlaşmaya başlar. 6.sezonda Volkan’ın askerden dönmesi, Şahika ve Volkan aşkı, Burhan’ın Makbule’den kaçması, Osman ile Aslı’nın birlikteliği gibi konular işlenmektedir.
Bitime dair bilgiler
Dizinin bitimine dair birinci ağızdan çeşitli bilgiler verildi. Ata Demirer, Evrim Akın ve Bülent Polat’ın diziden ayrılmasından sonra Gülse Birsel, diziyi 4. sezonda 100. bölümde bitirmeye karar verdiğini Sabah gazetesinde yazdığı köşe yazısında belirtti. Fakat dizi, eskiye oranla daha başarılı olmasıyla çekimlere devam edildi. 6. sezon esnasında verdiği röportajlarda diziyi bitirmek istemesine rağmen “kanal, seyirci, oyuncular, yapım şirketi” gibi etkenlerden dolayı bitiremediğini fakat 6. sezon sonunda diziyi 200. bölümde bitireceğini ifade etti.
Basında, Sinan Çetin’in yapımcılığını yaptığı bir diğer program olan Komedi Dükkanı, TRT 1 ekranlarında yayınlandığı sırada Avrupa Yakası, atv ekranlarında tekrarlarıyla yayınlanması ve iki programın ratingleri paylaşmasıyla TRT’den ratinge göre para alan Çetin’in dizinin tekrarlarının yayınlanması halinde diziyi bitireceği yazıldı.

Bookmark/share with AddInto

PostHeaderIcon 14 ŞUBAT’DA DEMET İLE DANS EDİN

14 ŞUBAT’DA DEMET İLE DANS EDİN

14 ŞUBAT'DA DEMET İLE DANS EDİN

14 Şubat Sevgililer günü için muhteşem bir parti düzenleyen Maslak Sheraton Convention’un bu seneki seçimi yaz boyunca albümündeki kıpır kıpır parçalar ile herkesi coşturan Demet Akalın oldu.
2008 boyunca tüm Türkiye�yi muhteşem şarkılar ve performanslarıyla albümünün ismi gibi �Dans Ettiren� Maslak Sheraton Convention salonunda gerçekleşecek partide Demet Akalın sahnesinin yanında ise Türkiye�nin en ünlü djleri Reina’nın müzik direktörü ve Avrupa�nın birçok klübünde de performans gösteren Suat Ateşdağlı;
yabancı starların Türkiye’deki host tercihi ve yoğun bir hayran kitlesi edinmiş DJ’i Emrah İş muhteşem şovlarıyla büyüleyecekler..
Mekan: Maslak Sheraton Convention
Tarih : 14.02.2009 22:00:00
Normal Bilet: 60,00 TL
Normal Konaklamalı (2 kişilik): 365,00 TL
Sahne Önü - VIP Konaklamalı (2 kişilik): 435,00 TL
Sahne Önü - VIP: 90,00 TL
Stand (4 kişilik): 465,00 TL

Bookmark/share with AddInto
ANKET

Evliliğe Bakışınız Nasıl?

Anket Durumu

Loading ... Loading ...
Son Yorumlar