Kategoriler
Sponsor Bağlantılar
Eylül 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Şub    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  
Arşivler
Etiketler

PostHeaderIcon YAPRAK DÖKÜMÜ

YAPRAK DÖKÜMÜ

YAPRAK DÖKÜMÜ

Her bölümü Türkiye�yi ekran başına kilitleyen dizinin bu bu bölümünde; Nazmi, Ferhunde ile buluşuyor. Ferhunde�nin Nazmi�ye anlattıklarından sonra, Leyla�nın geleceğe ait umutları bir kez daha yerle bir oluyor.
Ali Rıza Bey, baba evinin satılması hüznünü ailesiyle kenetlenerek atmaya çalışır. Leyla ve Necla için de hasretle bekledikleri gün gelmiştir. Akşam yemeğinde hem Cem�in tezkere kutlaması yapılacak, hem de Nazmi ile Leyla�nın nişan tarihi konuşulacaktır. Nazmi, Cem�in ailesiyle hasret gidermesini beklerken, bir an önce Leyla�ya kavuşmak için de heyecanlıdır. Bu arada ısrarla kendisine ulaşmaya çalışan hastasını da aramak aklına gelir. Hastaneye bıraktığı numarayla Ferhunde�ye ulaşır. Bu telefonla hayatının değişeceğinden şimdilik habersizdir. Ferhunde, Nazmi�ye geçmişin kilitli kapısını ardına kadar açmayı vaat eder. Nazmi önce ciddiye almadığı bu kadının bıraktığı boşlukları, ailece yenen mutlu akşam yemeğinde doldurur. Nazmi merakına ve şüphelerine yenilerek Ferhunde ile buluşmaya karar verir. Başkalarından kabul görebilmek için ailece göz yumulan yalanlar birer birer karşılarına çıkar. Leyla�nın geleceğe ait umutları bir kez daha yerle bir olur.

Bookmark/share with AddInto

PostHeaderIcon ROTORUA

ROTORUA

ROTORUA

Rotorua, masallardan çıkmış, rengarenk bir kent. Kentte ilk önce bahçeleri gül dolu, iki katlı eski ahşap evler ve dev ağaçlara sürüler halinde tünemiş olan kuşlar dikkatinizi çekiyor.

Parklardaki dev ağaçlar insanı hayrete düşürüyor. Sokakta yürürken bütün vücutları dövmelerle dolu olan Maori halkıyla karşılaşıyorsunuz. Pazar yerleri çok hareketli ve renkli. Koloni tarzı kıyafetler giyen yaşlı İngilizler’in polo oynadığı özel kulüpler ve tertemiz golf sahaları yeşil Rotorua’nın vazgeçilmez görüntülerinden bazıları. Sokaklarında yürümeye devam edince karşınıza orijinal antika eşya satan dükkanlar ve kıyısında suların kaynayıp gayzerlerin (yeraltından belli aralıklarla fışkıran sıcak su kaynağı) fışkırdığı büyük Rotorua Gölü çıkıyor.

Rotorua’daki tüm otel ve moteller bu bölgenin doğal su kaynaklarından nasibini alıyor. Kimisi termal su keyfini odalardaki banyolara kadar taşıyor. Kentin en büyük ve en ünlü spa merkezi Polynesian Spa gölün hemen kıyısında yer alıyor. Harika bir manzaraya bakan kapalı ve açık havuzları, masaj salonları ve saunalarıyla dört dörtlük bir hizmet veriyor. Polynesian Spa pek çok gezi ve turizm dergisi tarafından dünyanın en iyi 10 spa’sı arasında gösteriliyor.

Nerelere gitmeli, neler yapmalı?

Rotorua’nın doğası, kasaba yaşamı ve çevresindeki kültürel gösteriler oldukça zengin. Te Puia ve Wai-O-Tapu Gayzer Bölgeleri’ni mutlaka görmelisiniz. Yaklaşık her 60 dakikada bir fışkıran Pohutu Gayzeri’nin fotoğraflarını çekmeyi ihmal etmeyin. Kraterlerde kaynayan çamurların, tüten dumanların arasında dolaşmak müthiş bir deneyim. Spaların o enerji dolu sularının kaynakları burada ayrıntısı ile incelenebiliyor.

Polynesian Spa Güzellik ve Termal havuz tesislerinde bir gün geçirmek bile insanı hem gençleştiriyor hem de güzelleştiriyor.

Akşamları Mitaki ve Tamaki isimli turistik Maori köylerinde yapılan yemekli gösteriler 80 Yeni Zelanda Doları (YZD) civarında. Kuyuda yakılan odunların ateşiyle ve üzeri örtülerek pişirilen etler, patatesler ve ekmekler hafif is kokulu oluyor. Biletlerini Rotorua Turizm Merkezi’nden satın alabilirsiniz.

Dilerseniz farklı etkinliklerden oluşan bir paketi de tercih edebilirsiniz. 20 YZD’na izlenebilen Te Puia’daki Maori dans ve müzik gösterileri pek çok turiste yeterli geliyor.

Bir sabah görkemli Rotorua Gölü’nde tur atarken, Lakeland Queen ile gemi gezintisine çıkmak ve brunch keyfini tatmak da seçenekleriniz arasında.

Volkanlara meraklı olanlar 10 Haziran 1886 günü patlayan Taravvcre Volkan Dağı eteklerindeki müzeyi görebilir. Müzenin çevresindeki parkları dolaşmak da gerçekten keyifli.

İnsan nüfusu 4 milyon, koyun nüfusu 80 milyon olan Yeni Zelanda’da bir koyun şovuna katılmamak olmaz! Agrodome Koyun Kırpma Şovu ise bu ülkedeki koyun çeşitliliğini ve çiftlik hayatını görmek açısından ilginç.

Agrodome yolundaki Zorb Addict Park bir tepeden, içinde su bulunan dev şişme topun içerisinde aşağıya yuvarlanma eğlencesi sunuyor. Yeni Zelanda’ya özgü bu eğlencenin fiyatı 90 YZD. Yani bu rakamı üç defa bayır aşağı yuvarlanmak için ödüyorsunuz…

Küçük uçaklarla yarım saatlik turlara katılıp Tarawera Volkanı’nın dumanlar tüten kraterini havadan izlemek isteyenler ise 175 YZD ödeyerek bu ilginç deneyimi yaşayabilirler.

Ne Zaman Gidilir?

Yeni Zelanda Güney Yarımküre’de yer aldığı için mevsimler Türkiye ile tam ters zamanlarda yaşanıyor. Kasım ile Haziran ayları arası Rotorua için en ideal aylar. Yeni Zelanda’da hava sıcaklığı çok sık değiştiği için hem yazlık hem de kışlık giysi götürmekte fayda var. Termal havuzlar için şort ve mayo almayı unutmayın. Her mevsim bol yağmur alan Yeni Zelanda’nın Güney Adası’na gitmeyi düşünenler ise iklimin orada daha soğuk olduğunu unutmamalı.

Nasıl Gidilir?

Yeni Zelanda’ya İstanbul’dan Emirates Havayolları ile uçarken Dubai ve Singapur’da stop-over yaparak bu yolculukta fazladan iki ülke görmek de mümkün. Emirates Havayolları İstanbul Tel: (0 212) 334 88 00. Auckland’a vardıktan sonra Rotorua’ya otobüsle gitmek için şehir merkezindeki dev kule Sky Tovver’ın zemin katında bulunan turizm bürosundan bilet satın alabilirsiniz. Rotorua otobüsleri Sky Tower önünden ya da Quai Caddesi’nden hareket ediyor.

Para Birimi

1 Yeni Zelanda Doları yaklaşık 1 YTL�ye eşit.

Konaklama ve Yeme İçme Aktiviteleri

Turizme çok büyük önem veren Yeni Zelanda tam bir oteller ve hosteller cenneti. Yeni Zelanda’da ulaşım ve yeme-içmenin pahalı olduğunu hatırlatarak konfor ve lüks konaklamayı tercih edenler için bir kaç özel adres verelim:

5 yıldızlı Millenium Hotel Rotorua (Corner Eruera&Hinemaru Streets, PO Box 1044, Rotorua, Tel: 00 64 7 347 1234),

4 yıldızlı Rydges Rotorua Hotel (272 Fenton Street, Rotorua, Tel: 00 64 7 349 0099), Novotel Royal Lakeside (Lake End, Tutanekai Street. Rotorua, Tel: 00 64 7 346 3888),

cennet gibi bir doğada yer alan butik otel Hamurana Country Estate (415 Hamurana Road, Rotorua, Tel: 00 64 7 332 2222) ve

Kuwaha Point Lodge’u (171 Kawaha Point Road, Rotorua, Tel:00 64 7 346 3602) öneririz. Her şehirde ve kasabada dünyanın pek çok ülkesinden gelen sırt çantalı gezginlerin kaynatmasını sağlayan hostel’ler var. Yer bulmak kolay. Rotorua’daki Kiwi Paka YHA, Beyond Backpackers ve Treks Backpackers oldukça rahat ve temiz ortam sunan keyifli hostel’ler.

Bütün beş ve dört yıldızlı oteller ve butik otellerde aynı zamanda güzel yemekler de yiyebilirsiniz. Otel dışında bir şeyler yemek isterseniz Tutanekai Caddesi boyunca pek çok ülkenin mutfağını sunan onlarca restoran bulabilirsiniz. Hint yemeği sevenler Indian Star Tandoori (1118 Tutanekai) ya da Lovely India (1123 Tutanekai)’yi deneyebilir. Sushi sevenler içinse Japanese Sushi Bar (1148 Tutanekai) var. Bunların dışında pek çok fast-food ve ızgara restoranları da aynı cadde üzerinde sıralanıyor.

ROTORUA’NIN EN İYİ SPA’LARI

26 sıcak su havuzu, özel banyoları, kişiye özel vücut ve cilt terapileri, lüks bakım üniteleri ile ünlü Polynesian Spa’daki havuzların bazıları yalnızca büyüklere ayrılmış. Romantik bir deneyim için tercih edebilirsiniz. Havuzlara günlük giriş fiyattarı:

Deluxe lake spa, 40 YZD ve standart lake spa, 20 YZD. Özel spa terapisinin yanm saati 80 YZD. (Hinemoa Street, Rotorua, Tel: 00 64 7 348 1328)

Geniş bir jeotermal bölge üzerine kurulan ve Maori tarzı Miri Miri masajları ile ünlü olan Hell’s Gate&Wai Ora Spa, sülfür suları ve çamur spa’sı ile bölgede bir numara. (State Highvvay 30, Tikitere, Tel: 00 64 7 345 3151)

Lithos taşları ve Watsu terapisi ile spa keyfine Uzakdoğu egzotizmi ekleyen Spa at Q.E ilginç bir deneyim için tercih edilebilir. (Whakaue Street, Rotorua Lakefront, Tel: 00 64 7 343 1665)

The SPA Rotorua, Maori’lerin de kullandığı bitkiler ve termal sularla yorgun ruhları ve ciltleri tazelemeyi ilke edinmiş. (Millennium Hotel Rotorua, Eruera&Hinemaru Streets, Tel: 00 64 7 347 1234)

Bookmark/share with AddInto

PostHeaderIcon SOSYAL FOBİ NEDİR?

SOSYAL FOBİ NEDİR?

SOSYAL FOBİ NEDİR?

Fobi �korku� demektir. Yunanca kökenli bir kelimedir. Psikolojide gerçekçi olmayan, akıl dışı ve aşırı korkular için kullanılır. Sosyal fobi ise;Utanç verici bir duruma düşmekten, eleştirilmekten, reddedilmekten, beğenilmemekten, onaylanmayacak bir davranışta bulunmaktan, alay edilmekten, rezil olmaktan, olumsuz olarak değerlendirilmekten duyulan korkuya �sosyal fobi� denir. Anksiyete yani kaygı bozukluklarından biridir ve �sosyal kaygı bozukluğu� olarak da isimlendirilir. Sosyal fobinin temelinde �onaylanmama korkusu� vardır ve “başkaları ne der?” sorusu arttıkça sosyal fobiye yatkınlık da artar. Bu nedenle sosyal fobinin temel özelliği başka insanların bulunduğu ortamlarda �aşırı heyecan duymak�tır.
Belirtileri
A-Fizyolojik Belirtiler: Yüz kızarması, ses titremesi, ağız kuruması, kalp çarpıntısı, nefes kesilmesi, ellerde titreme, terleme ve nefes darlığı, titreme.
B-Zihinsel Belirtiler: Güçsüzüm, konuşamayacağım, tutulup kalacağım, yetersizim, çirkinim, herkes bana bakıyor, herkes beni eleştiriyor, küçük düşebilirim, çok rahat davranmalıyım, kusursuz görünmeliyim, kimseyi gücendirmemeliyim, beğenilmiyorum, sevilmeye layık değilim, mükemmel olmalıyım, asla hata yapmamalıyım, kaygılı olduğumu belli etmemeliyim, herkesin beğenisini kazanmalıyım vb.
C-Davranışsal Belirtiler: Korkulan ortama girmeme, hayallere dalma, konuyu değiştirme, korkulan ortamı terk etme, göz temasından kaçınma, ilgisiz şeyler düşünme, alkol kullanma vb.
Ortamda başka kişi veya kişiler, özellikle de yabancı kişiler, sosyal fobi hastasının şiddetli bir kaygı, sıkıntı, huzursuzluk ve utangaçlık duymasına yol açar. Bu durumda yukarıdaki belirtilerin bir kısmını veya tamamını görülebilir. Aile üyeleri arasında ve kendi evlerinde rahat olsalar da, sosyal fobili kişilerin en büyük korkusu, topluluk önünde konuşmak ve yemek yemektir. Pek çok sosyal fobili kişi, devlet dairesine veya bankaya gidip rutin işlerini yaptıramazlar. Okulda sosyal fobili öğrenci için, soru sorulduğunda kalkıp cevap vermesi, öğretmen için ise ders anlatmak büyük bir işkencedir. Makam mevki sahibi kişilerin karşısında zorlanırlar ve konuşamazlar. Bazıları telefonla bile konuşamaz. Hatta ağır vakaların biletçiden otobüs bileti almaya, sokağa çıkmaya veya bakkala gitmeye bile tahammülleri yoktur. Sonunda kendilerini eve hapsederler, okulda başarısız olurlar, iş hayatları sona erer. Ayrıca karşı cinsle konuşmak da sosyal fobili kişiler için çok zordur ve bu yüzden sosyal fobili kişiler arasında bekarlık oranı yüksektir. Cinsel yaşam, eğitim ve iş başarıları, hayatta gösterdikleri performans genelde düşüktür. Öte yandan radyo ve televizyonda sunuculuk yapan ve başarılı olan çok sayıda iyileşmiş sosyal fobili hasta da mevcuttur. Sosyal fobili kişiler, kendiyle konuşanı işitmezden gelme, gözünü kaçırma, hastalanma, sosyal etkinliklere katılmayı reddetme gibi kaçınma davranışları geliştirirler.
Kimlerde Görülür?

Sosyal fobinin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu bilmeme ve bozukluğu kişiliklerinin bir parçası olarak görme anlayışından dolayı, belirtiler başladıktan 15 - 20 yıl sonra doktora başvururlar. Sosyal fobi, genellikle ergenlik yıllarında ( 13 - 24 yaşları arasında ) başlar. 25 yaşından sonra başlayan sosyal fobi vakası çok nadirdir. Kadınlarda 1.5 - 2 kat daha fazla görülür. Ama sosyal fobi yüzünden doktora başvuranlar daha çok erkeklerdir.

Bookmark/share with AddInto

PostHeaderIcon SOSYAL FOBİ TİPLERİ VE TEDAVİSİ

SOSYAL FOBİ TİPLERİ VE TEDAVİSİ

SOSYAL FOBİ TİPLERİ VE TEDAVİSİ

Sosyal Fobi Tipleri1-Performans Tipi: Toplulukta konuşma, sınıfta sesli okuma, sorulara cevap verme vb. performans gerektiren durumlarda görülen tiptir.2-Etkileşimsel Tip: Sohbete katılma, konuşma, parti gibi etkinliklerine katılma vb. başkalarıyla etkileşim halinde olmayı gerektiren durumlarda görülen tiptir.3-Yaygınlaşmış Tip: Yukarıdaki tiplerin karışımının kronikleşmiş halidir. Depresyon ve alkolizmle birlikte sık görülür.
Nedenleri

Bir çocuğun içinde “sen değersizsin, dövülecek bir nesnesin, sevilmeye layık değilsin” mesajının yer etmesi için, ezilmesi, dövülmesi veya aşağılanıp küçük görülmesi gerekir. Korku merkezli bir disiplin anlayışı ile yetiştirilen, alay edilen ve kendisini ezilmiş hisseden kişi, insanlarla iletişim kurarken rahat davranmakta zorlanır ve çekingen bir kimliğe bürünebilir. Bu nedenle, ebeveynlerin aşırı disiplinli olması ve ailenin işbirliğinden uzak tutumlarının olması en önemli sosyal fobi nedenleri arasındadır. Yakın akrabaları arasında sosyal fobili kişi olanların, bu hastalığa yakalanma riski olmayanlara göre biraz daha yüksektir. Genellikle kendine güven duymayan, utangaç, çekingen, reddedilmeye çok duyarlı kişilerde sık görülür. Araştırıldığında, beyin faaliyetlerinde bir bozukluk olduğu görülür.
Sosyal Fobi Beraberinde Görülebilecek Diğer Psikiyatrik Durumlar

*Panik bozukluğu,
*Depresif bozukluklar,
*Alkol-madde kullanım bozuklukları,
*Obsesif kompulsif bozukluk,
*Somatoform bozukluklar,
*Çekingen kişilik bozukluğu.

Tedavi

Sosyal fobi günümüzde oldukça iyi tedavi edilen bir hastalıktır. Sosyal fobinin tedavisinde ki silahlarımız şunlardır:
1-İlaç Tedavisi: Günümüzde sosyal fobi tedavisinde oldukça etkili olan, bağımlılık yapmayan, uyku-sersemlik gibi yan etkilere yol açmayan ve kalıcı düzelme sağlayabilen birtakım ilaçlar vardır. İyi bir ilaç tedavisiyle kimi zaman psikoterapiye dahi gerek kalmadan kişi dertlerinden kurtulmaktadır.
2-Psikoterapi: Sosyal fobi tedavisinde oldukça etkilidir. Sosyal fobiklerde genellikle �bilişsel-davranışçı terapi� denilen psikoterapi yöntemi uygulanmaktadır. �Korkulan duruma kademeli olarak maruz bırakma tekniği� uygulanır. Kaygı duyguların ve kaygıya karşı bedensel tepkileri tanıma, kaygı doğuran durumlardaki zihniyeti ortaya koyma, başa çıkma stratejileri geliştirme, self - değerlendirme ve self � pekiştirme, kendi kendini eğitme ve gerçekçi beklentiler geliştirme gibi bilişsel teknikler ve model olma, üstüne gitme, rol oynama, gevşeme eğitimi ve pekiştirme gibi davranışçı teknikler kullanılır. Ayrıca sosyal etkileşimi başlatma, sohbet başlatma ve sürdürme, girişkenlik eğitimi ve sürekli pratik yapma gibi sosyal beceri eğitimleri uygulanır. Girişimciliği ödüllendirme / kaygıyı söndürme stratejileri, ebeveynin duygusal ve kaygılı tepkilerini değerlendirme, iletişim ve problem çözme ve ebeveyn eğitimi gibi aile tedavileri de faydalıdır.
3-Hipnoterapi
4-Gevşeme Egzersizleri
5-Grup Terapisi: Akran desteğini oluşturma, model olma, pekiştirici fırsatlar, kaynakları paylaşma ve yardım etme davranışları gibi grup terapisi teknikleri kullanılır.

Bookmark/share with AddInto

PostHeaderIcon DEPRESYON BELİRTİLERİ

DEPRESYON BELİRTİLERİ

DEPRESYON BELİRTİLERİ

1-Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz, ağlamaklı, kederli hissetme hali). 2-Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler, hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama,mecburen yapma hali,(dünyayı verseler umurumda değil şeklinde bıkkınlık hisleri,bazı kişilerde cinsel isteksizlik ). 3-Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 ‘inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma ya da azalmanın olması. 4-Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırır uyku hali. 5-Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik, hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk (oturmayı veya yatmayı yeğleme ya da sıkıntıdan yerinde duramama) 6-Hemen her gün halsizlik, yorgunluk hisleri, daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme. 7-Hemen her gün kendini değersiz hissetme, küçük görme, kendini beğenmeme,suçlu ya da günahkar hissetme hali. 8-Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara, okunan şeylere, izlenilen tv programlarına dikkatini verememe, söylenilenlerin bir kulaktan girip diğerinden çıkması gibi) ya da kararsızlık hali. 9-Tekrarlayan ölüm düşünceleri, intihar planları veya eylemlerinin varlığı. Bu belirtiler kişiden kişiye değişebilir. Fakat; eğer bu belirtilerden bazılarını 2 haftadan fazla bir süredir hissediyorsanız, ve bu hissiyat artık günlük yaşamınıza müdahale ediyorsa, depresyona girmiş olabilirsiniz.
Depresyonun Nedenleri

Depresyonun nedeni tam olarak bilinememektedir. Neden olabilecek faktörler üç başlık altında toplanmaktadır:
-Biyolojik etkenler
-Genetik etkenler
-Psikososyal etkenler
Aslında gruplanan bu etkenler birbirinden tamamı ile bağımsız değildir.Hepsinin birbiri ile ilişkisi vardır.
Biyolojik faktörler:
Yapılan araştırmalarda beyin hücrelerinde mevcut olan biyojenik aminlerin (homovalinik asit, 5-0H indol asetik asit, vb.) depresyon hastalarının kan, idrar ve beyin sıvılarında bulunan miktarlarının normal değerlerin dışında olduğu görülmüştür. Özellikle norepinefrin ve serotonin olarak adlandırılan nörotransmitterlerin üretim, salınım, geri alım vb. metabolizmalarında bozukluk ile depresyon ve diğer duygulanım bozukluklarının ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu konuda yapılan hayvan araştırmalarında bu maddelerin metabolizmalarını düzenleyen ilaçların kullanımı ile hayvanlarda depresyon semptomlarının bir süre sonra ortadan kalktığı görülmüştür. Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar da bu maddelerin metabolizmalarını düzeltmeye yöneliktir. Bu maddelerden başka vücutta değişik organlardan salınan hormonlar da depresyon oluşumunda rol oynar. Örneğin böbrek üstü bezi, tiroid bezi veya hipofizden salgılanan hormonlar depresyon oluşumuna katkı sağladığı gibi bunların anormal olması durumunda ilaç tedavisi ile depresyon düzelmeyebilir. Bazı durumlarda bu hormonları düzenleyen ilaçları da tedaviye eklenmesi gerekebilir. Uyku düzeninin bozulması veya bağışıklık sisteminin de depresyona yol açtığını öne süren çalışmalar vardır. Ancak bu konular henüz kesinlik kazanmamıştır.
Genetik faktörler:
Depresyonda genetik yatkınlığın olduğu herkesçe kabul edilen bir gerçektir. Ancak bu konu biraz karışıktır. Bazı hastalarda genetik yatkınlık olmaksızın çevresel faktörler depresyon yaratabilmektedir. Aile araştırmalarında ağır depresyonu olan kişilerin birinci derece yakınlarında depresyon normal topluma göre iki üç kat fazla görülmektedir. Yine tek yumurta ikizlerinde birinin depresyon geçirmesi durumunda diğerinin hastalanma oranı % 50 dir. Bu çalışmalar da depresyona genetik yatkınlığın olduğunu göstermektedir.
Psikososyal etkenler:
Araştırmalar stresli yaşam olaylarının genelde depresyonun ilk kez ortaya çıkışında etkili olduğunu daha sonra görülen ataklarla bir ilişkisinin bulunmadığını ortaya koymuştur. Öne sürülen teoriye göre ilk atağa eşlik eden stres beyinde kalıcı değişiklikler yapmakta ve bu da hastalığın tekrarlamsına yol açmaktadır. Zaman içinde stres yaratan durum ortadan kalksa da hastalık kendiliğinden tekrar ortaya çıkabilmektedir. Küçük yaşta anne ve babasını kaybedenlerde yaşamın ileri yıllarında depresyon ortaya çıkma şansı fazladır. Eşini kaybeden kişilerde depresyon ortaya çıkma oranı en fazladır. Aile içinde sorunlar olması direk depresyona yol açmasa da iyileşme süresini ve hastalık sonrası hastanın uyumunu etkiler. Depresyona yol açan direk bir hastalık öncesi kişilik tanımlanamamıştır. Belli durumlar ortaya çıktığında herkes depresyona girebilir. Stres yaratan durum kişiye göre değişmektedir.Sizi hiç etkilemeyen bir durum bir başkasında ağır stres yaratabilir. Kişinin benlik saygısını zedeleyen durumlar en çok depresyona yol açan stresörlerdir. Psikanalistler depresyonu farklı dinamiklerle anlatmaktadır. Onlara göre genelde kendisinden beklentisi yüksek olan ve ideallerini gerçekleştirememiş insanlarda depresyon fazladır,bu kişiler kendi isteklerini gerçekleştirmekten ziyade başkalarını mutlu etmeye çalışırlar veya hayattan beklentileri fazladır ve bunu gerçekleştiremeyeceklerini anlamışlardır. Öğrenilmiş çaresizlik teorisine göre kişi hayatının kontrolünü kaybettiğinde depresyona girer. Yine kişinin hayata kötümser bakması, kendisinin hep olumsuz yönlerini görmesi, yaşamış olduğu tecrübelerini hep olumsuz olarak değerlendirmesi depresyon geçiren kişilerde sık görülen özelliklerdir.

Bookmark/share with AddInto
ANKET

Evliliğe Bakışınız Nasıl?

Anket Durumu

Loading ... Loading ...
Son Yorumlar